AYM'nin farklı görüşlere yol açan "dini nikah" kararı..

 

 

Ülkemiz o kadar hareketli ki, gün geçmeden alınan bir karar, uzmanları ikiye ayırabiliyor. Hassas dengeler ve farklı inanç değerleri içinde yaşayan insanlarımızı aynı görüşlerde birleştirmek gerçekten zor…  AYM nin son kararı da örnek oldu.

 

Olayın hikayesi şöyle: Erzurum Pasinler Sulh Ceza Mahkemesi, resmi nikâhtan önce dini tören yapan sanık çiftin davasıyla ilgili olarak, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “Birden çok evlilik, hileli evlenme, dinsel tören” başlıklı 230’uncu maddesinin 5 ve 6’ncı fıkraların iptali için geçen yıl Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurdu. AYM, resmi nikâh olmadan dini nikâh kıyan imam ile çiftlere 2 aydan 6 aya kadar hapis cezası veren maddeyle ilgili başvuruyu önceki gün gündemine aldı ve esastan görüştü. AYM Genel Kurulu, hapis cezasını oy çokluğu ile iptal etti. İki fıkranın iptal kararı 4’e karşı 12 oyla verildi. İptal yönünde oy kullanan AYM üyeleri, nikâhsız birlikte yaşayanlara TCK’da herhangi bir ceza öngörülmezken,  resmi nikâh yaptırmadan dini nikâh kıyanlara hapis cezası öngörülmesinin Anayasa’nın 10’uncu maddesi, kanun önünde dil, ırk,  renk, cinsiyet,  siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin herkesin eşit olduğunu   ilkesine aykırı olduğunu savundular. Bu üyeler, düzenlemenin din ve vicdan özgürlüğü, özel hayatın korunması ilkelerine aykırı olduğunu da ifade ettiler.

 

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin özel hayat maddeleri ile AİHM’nin din ve vicdan özgürlüğü kararlarına atıf yapılan gerekçe özetle şöyle:

 

“İtiraz konusu kurallarda, evlenmenin dinsel törenini yaptıranlar ile evlenme akdinin kanuna göre yapılmış olduğunu gösteren belgeyi görmeden evlenme için dinsel tören yapanların cezalandırılması öngörülerek, kişilerin özel hayatlarına ve aile hayatlarına saygı gösterilmesi hakkı ile din ve vicdan özgürlüğüne sınırlama getirildiği açıktır. Esasen, kişilerin dini tören veya nikâh olmaksızın fiilen birlikte yaşamaları ve çocuk sahibi olmaları, özel hayata saygı gösterilmesi bağlamında hukuk düzenince suç olarak nitelendirilip cezalandırılmazken, kişilerin özel hayat tercihleri ve dini inançları gereği evlenmenin dinsel törenini yaptırmalarının suç olarak düzenlenmesi, anılan ölçüsüzlüğü açıkça ortaya koymaktadır. Evlenme akdinin kanuna göre yapılmış olduğunu gösteren belgeyi görmeden evlenme için dinsel tören yapan kimseler de sonuç itibariyle özel hayatlarına ilişkin tercihleri ve dini inançları gereği evlenmenin dinsel törenini yaptıranlara yardım amacıyla hareket ettiklerinden,  cezalandırılmalarını öngören kural da ölçülülük ilkesini ihlal etmektedir.  Kişilerin dini inançları gereği evlenmenin dinsel törenini yapma ve yaptırma fiillerini cezalandırmayı gerektirecek bir zorunluluk bulunmamaktadır. Sadece evlenmenin dinsel törenini yapma ve yaptırmanın suç olarak düzenlenmemesi, bu birlikteliği hukuk düzenince geçerli olarak kabul edilen bir niteliğe kavuşturmamaktadır.”

 

Bu karar üzerine çeşitli görüşler ortaya atıldı:

Çocuk gelinlerin artacak,

Kadın haklarına aykırı bir karardır,

Resmi nikaha gerek duyulmayacağından,

Kadınlar açısından hukuki ve ekonomik zorluklar yaratacaktır,

Bu karar ile haklarında dava açılan çiftler ve bu nikahı kıyan din görevlileri hakkında açılan davaların düşecek ve çok kişi resmi nikaha gerek duymayacaktır v.b.

                

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam; “AYM kararının resmi nikâhın gerekliliğini ortadan kaldırmayacağını, nikâh akdi dediğiniz şey bir sözleşmedir ve mutlaka kayıt altına alınmalıdır. Çocukların gayrı resmi evlendirilmesini provoke edecek veya bununla ilgili yasal düzenlemeleri ortadan kaldıracak bir uygulama hoş görülmez bakanlığımız açısından. Bu karar alındığına göre, bakanlık olarak 18 yaş altı çocukların bir nikâh töreni ile gayrı resmi evlendirilmelerini engellemek üzere yeni bir çalışma yapmamız gerekecek. Bu kararın bu tür evliliklere kapı açacak bir cesaretlendirmeye yol açmaması gerekiyor. Hemen oturup bunu çalışmamız gerekecek bizim.” dedi.

 

TBMM BaşkanvekilAyşe Nur Bahçekapılı; “Bu kararın doğuracağı sonuçlar açısından şüphe duyarım. Miras hakkından çocuğun neshebi gibi konularda ciddi sorunlar yaşanacak. Çünkü sistem resmi nikâh üzerine kurulu. Kadınlar açısından da ciddi mağduriyetler yaratır. İki eşli evlilikleri arttırır. Medeni Kanun’da düzenlenen her türlü aile hukuku ve haklarla ilgili sıkıntılar çıkacaktır. Yasaların bu karara göre düzenlenmesini de doğru bulmam. kararın kadınları ve çocukları mağdur edeceğini” belirtti.

 

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü; “Bu karar; kadına karşı ayrımcılığı yasaklayan CEDAW Sözleşmesi, eşitlik temelli İstanbul Sözleşmesi ve anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır. Kararın iptali için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gideceğiz. Çocuk evliliklere sonuna kadar kapı aralanıyor. Bu karardan haklarını bilmeyen eğitimsiz kadınlarımız ve çocukları büyük ölçüde zarar görecek. Cumhuriyet’in, din kisvesine doğru kayışının bir adımıdır bu karar.”dedi.

 

Türkiye Barolar Birliği; “Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı ile resmi nikâh önceliği kalkacak, dini törenle yapılan evlilik ve özellikle küçük yaşta olan evlilikler çoğalacak, çok eşliliğin önü açılacak ve bunların sonucu kadına karşı şiddet daha da artacaktır. Bu durum, kadının toplumsal hayatta desteklenmesi, sosyal konumunun düzenlenmesi ve kadının önündeki engellerin kaldırılması için pozitif ayrımcılık uygulamasının tamamen ihlaline neden olacaktır.Anayasa Mahkemesi vermiş olduğu bu iptal kararı ile kadını evlilik hayatında ikincil konuma düşürmüş ve kararda belirtildiğinin aksine eşitlik ilkesini kadın aleyhine ihlal etmiştir.” diyeaçıklama yaptı.

 

MHP MV Meral Akşener konu ile ilgili olarak: "İki yıl boyunca bu nikah konusunu anlatmıştım. Nikah akittir, birinci, çocuğun nesebini sağlam tutmak içindir, ikinci de kadının yarınını geleceğini garanti altına almak içindir. Dolayısıyla belediye nikahlarının karşılığı imam nikahı değildir. Hukuka göre kadının, erkeğin evli olma halinin deftere yazıldığı yer belediye nikahında. Camide kıyılan nikahın eğer hukuki olarak bir karşılığı yoksa bu işten kadınlar ve çocuklar zarar görür. Dolayısıyla birden fazla kadınla evlenmenin önü açılır. O çocuğun geleceği, o kadının geleceği ortadan kalkmış olur." Dedi.

 

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Beyza Bilgin; “İslam’da nikâh tarafların haklarını koruma amaçlıdır. Diyanet İşleri Din İşleri Yüksek Kurulu’nun, dini nikâhın, devletin kayıtlarına geçmediği için tarafların, özellikle kadın ve çocukların haklarını koruma yetkisinin bulunmadığı sebebiyle duadan ibaret olduğu gerçeğini ilan etmesi meseleyi çözer. Ayrıca müftülüklere resmi nikâh yapma izni verilirse, her iki nikâh birlikte kıyılabilir.”dedi.

               

Biz, daha önceki bir yazımızda belirttiğimiz gibi, Sn. Bilgin ile aynı görüşteyiz. Bu gibi konular zaman zaman haber olmakta, gündeme gelmekte, sonra çözüm olmadan kapanıp gitmekte. Oysa; bu konuyu, zamanında –önceden-  ülkedeki yaşantı ve inançlara göre çözülerek, mahkemeye düşülmemesini sağlamalıyız. Hemen her konuda ayrışmak/bölünmek, sonra sessizliğe gömülmek, sorun yokmuş gibi kafaları kuma gömmek doğru olmasa gerek…

Maalesef, ülkemizin gerçekleri bunlar…Bir çok konuda haklar –bir yönetmelikle- doğrudan verilmiyor; “mahkemeye git deniyor”, mahkemeler meşgul ediliyor, sonra mahkeme kararı uyarınca haklar veriliyor ve buna da “yönetim” deniyor…

 

İnanmayacaksınız ama, bu anlayış, ülkenin en üst kurumları olması gereken   üniversitelerde de oldukça yaygın…

 

Yazık….

 

Kaynak: http://www.internethaber.com/aymnin-farkli-goruslere-acan-dini-nikah-karari.--17714y.htm

HABERLER&DUYURULAR

PAYLAŞILAN DOSYALAR

ÜYESİ OLDUĞUMUZ PLATFORM

DESTEK İÇİN