Pembe Taksi değil güvenli toplu taşıma istiyoruz!

 

Tıklım tıkış otobüslerde, dolmuşlarda, kendimizi içine zor attığımız metrolarda, mahşer yerini andıran metrobüslerde kadınları bekleyen en büyük tehditlerden biri de taciz. Özgecan Aslan’ın tek başına kaldığı dolmuşta şoför tarafından katledilmesi ile kadınların tepkisi daha da yükselince, uzun süredir daha çok muhafazakar çevrelerin  dile getirdiği “pembe taksi, pembe otobüs” uygulamaları yine ortaya atıldı. Hatta geçtiğimiz hafta Sivas’ta “Türkiye’nin ilk pembe taksisi” sokaklarda dolaşmaya başladı. Kadın şoför tarafından kullanılacak olan aracın lambalarından koltuk kılıflarına, direksiyonundan vites topuzuna kadar her yeri pembe. Üstelik araç yalnızca 08.00 ile 20.00 arası hizmet veriyor. “Şiddet olaylarını azaltacağı” iddia edilerek başlatılan uygulama kadınların tepkisine neden oldu. Kimileri içinse bir türlü önüne geçilemeyen taciz sorunu hâlâ çözülemediği için “Neden olmasın” diye karşılandı.  

Kadınları “koruma” adı altında böylesi uygulamaları gündeme getirmek ne anlama geliyor? Bu uygulamalarla kadınların toplu taşıma araçlarında ve kent içi ulaşımda taciz edilmelerini engellemek mümkün mü? Kadınların kentte şiddete uğramadan, taciz edilme korkusu yaşamadan ulaşım haklarını kullanmaları için gerçek çözüm nedir? Bu hafta sayfamızda bu sorulara cevap arıyoruz. Görüyoruz ki; kadınların güvenli toplu taşıma hakkının gereği pembe otobüs değil, kadınları gözeten kent ve ulaşım politikaları, kadınları kentin eşit parçası gören bir zihniyet! 


KADINLAR KENTİN EŞİT PARÇASI OLMADIKÇA SORUN ÇÖZÜLMEZ 

İÜ Siyaset Bilimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Kurtuluş, kadınların kent yaşamına eşit katılımını sağlamadan ‘pembe taksi’ gibi uygulamaların hayata geçirilmesinin siddet sorununu çozmeyeceğini, aksine derinlestirecegini düşünüyor. Kurtuluş, sorunun çözümü için nasıl bir kent anlayışı olmalı sorumuza yanıt veriyor: 

Kadınların toplu taşıma araçlarında tacize ve şiddete uğrama sorunları arttıkça “pembe taksi, pembe metrobüs” uygulamaları daha çok gündeme gelmeye başladı. Bu uygulamalar kadınların toplu taşıma araçlarında yaşadığı taciz sorununu çözer mi? 
Kadınların kentsel kamusal mekanda görünmez kılmaya çalışan bu tür uygulamalar sorunu çözmek bir yana daha da derinleştirir. Sorun ancak kadının görünür olmasının doğallaşması, sıradanlaşması ile çözülebilir. Aslında sokak aile içinden daha güvenli bir yer olabilir çoğu kez. Çünkü sokağın gözleri vardır ve ortak yaşamı koruma duygusu ona zarar verebilecek unsurları engelleme potansiyelini birlikte getirir. Kadın da kentsel yaşamda sokağın yani kamusal mekanın, ortak mekanın eşit bir parçası olduğunda ona yönelik şiddeti engelleyecek mekanizmalar da kendiliğinden oluşur. Sorunun onun yerini özel alanla sınırlayıp, kamusal alandaki varlığının daha da görünmez kılınması ile çözülmesi mümkün değil. Kadınlar sokağı bir çeşit hak mücadelesi ile kazandılar aslında. Elbette dünyanın en modern kentlerinde bile kadınlar erkeklere göre sokakta daha çok şiddete uğruyorlar ama bu onların kazandıkları alanlardan çekilmelerine neden olmuyor. Sokağı kadınlar için güvenli hale getirmek, sokağı aynı zamanda kadınların kılmakla mümkün olabileceğine göre kent içi ulaşımın da daha güvenli hale gelmesi ancak kadınların kamusal mekanda daha çok görünür olmaları ile mümkün olabilir, pembe taksilere saklanmaları ile değil. 

Peki kadınları gözeten bir kent ve toplu taşıma planı nasıl yapılabilir? Kadınların toplu taşıma araçlarında şiddet ve tacizle karşılaşmalarını önlemek için nasıl önlemler alınmalı? 
Kadınların en çok saldırıya uğradıkları alanlar her zaman kamusal gözden ırak alanlar oluyor. Kadınların en savunmasız olduğu alanlar yine erkeklerle yalnız kaldıkları alanlar oluyor. Evde, başka yolcu kalmamış bir ulaşım aracında ya da kimsenin olmadığı tenha ve karanlık sokaklar kadınların saldırıya uğradıkları alanlar. Bu nedenle kentsel alanda sokağın güvenliği, iyi aydınlatma ve ‘sokağın gözleri’ dediğimiz sokak üzerindeki ortak mekanların (küçük dükkanlar, kafeler, vs.) bulunması ile doğrudan bağlantılı. Toplu taşıma araçlarının ise belli bir sistemle izlenmesi, bir ağ sistemi içinde kontrol altında olması bir miktar işe yarayabilir. Ancak asıl yapılması gereken kentin sokaklarını kadınlar için de ortak kamusal mekana dönüştürecek zihniyet değişikliğinin gerçekleşmesi. Toplumsal cinsiyet inşa süreçlerinde kadınları özel alana hapseden ve sokağı ise erkeğe ait, onun hakkı olan bir yaşam, av, eğlence alanı olarak algılanmasına olanak veren  toplumsallaşmayı kırmak gerekir. Kentsel planlama ve tasarım süreçlerinde, kadın dostu, toplumsal cinsiyete duyarlı, kadının kamusal mekandaki varlığını görünür kılan sokaklar, mahalleler, kentler nasıl yaratılabilir? Bunu düşünmek ve modeller üretmek gerekir.


PEMBE TAKSİ DÜPEDÜZ CİNSİYET AYRIMCILIĞIDIR!

Canan Güllü Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı: Bizce öncelikle Belediye kararını alan meclis üyeleri başta olmak üzere bu kararı olumlu gören kişiler toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimlerinden geçmeli ve kadınları korunacak bir mal gibi algılamayı bir yana bırakarak şiddetin, tecavüzün ve tacizin yaygınlaşmasının önlenmesi çalışmalarına katkı koyması gereken kurumlar olarak taşın altına ellerini koymalıdırlar. Bu “pembe taksi” uygulaması öncelikle  Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı. Üstelik, pek çok sakıncayı doğurma ihtimali de var. Düpedüz cinsiyet ayrımcılığını pekiştiriyor. Ayrıca pembe taksileri kullanmayan kadınlara “Taciz istiyor, tacizi hak ediyor” algısı yaratacaktır. Üstelik, kadınlara yönelik tacizi içselleştiriyor, yani “Taciz var ve olacak, biz de böyle önlem alıyoruz” diyerek sorunun esasını görünmezleştiriyor. Bir de bu taksi saat 20.00’ye kadar çalışacak, yani kadınların saat 20.00’den sonra dışarı çıkması iyi karşılanmıyor. Kolluk kuvvetlerinin sağlaması gereken güvenliği tek tek bireylere yüklüyor. Kadınların kendi güvenliğini kendilerinin alması bekleniyor. Bu tür uygulamalar, toplu taşımalardaki cinsiyet uçurumunun daha da artmasına, toplu taşıma kullanmak zorunda olan kadınların daha fazla şiddetle karşı karşıya kalmasına neden olacak.  

Son  yıllarda siyaset adına, dinin ve kadınların alet edildiği birçok akıl dışı olayla karşılaşıyoruz. Bu olaylar kadın-erkek eşitliği açısından derin çukurlar açıyor.  Bu derinlik de ciddi sonuçlar doğuran şiddet vakalarına yol açıyor. Muhafazakarlık kisvesi altında yapılan din tacirliği ile bir taraftan koruma amaçlı yapılan bu çabalara karşın 1 aylık,  5 yaşında, 13 yaşında kız çocuklarına taciz ve tecavüzün artmasını incelemek lazım. Kadınlara yönelik baskılarla, eril zihniyetin uygulayıcı kuralları toplumsal hayatta yer bulduğu sürece biz bu zihniyetlerin fantazilerine daha çok malzeme oluruz.


GÜVENLİ TOPLU TAŞIMA EŞİTLİK İÇİN ŞART!

KadInlar için güvenli ulaşım, kadınların günlük yaşamlarında toplu taşıma araçlarının kolay kullanılabilmesi, emniyetli olması ve ihtiyaçlara göre düzenleme yapılabilecek esneklikler içerebilmesidir. Kadınlar gün içinde sadece tekdüze ve belli rotasyonları kullanmazlar. Özellikle evlerde çocuk ve hasta bakımını üstlenen ve emek gücüne katılan kadınlar için yolculuk tek bir rota üzerinden değil, şehrin birçok yerine uğramak zorunda kaldıkları, birçok farklı istikameti içerebilir. Kadınlar farklı istikametlerde iner, birden çok  bilet basar ve en yoğun saatlerde yolculuk ederler. Bu yolculuklar maddi ve manevi olarak pahalıya patlar. Taşıma araçları kadınların gün içindeki farklı seyahat rotalarını dikkate almalıdır. 

ORTA ÇAĞ ZİHNİYETİYLE ULAŞIM SORUNU ÇÖZÜLMEZ!

Biliyoruz ki bu seyahatler kadınlar açısından güvenlik zafiyeti taşır. Birçok kadın ulaşım aracına ulaşabilmek için güvenli olmayan bölgelerde beklemek ya da inip yürümek zorunda kalıyor. Hatta günün belli zaman aralıklarında, ve merkezden izole bölgelerde ulaşım aracının kendisi güvenilmez olabiliyor. En yaygın ulaşım araçlarının saatleri ve sıklığı özellikle erkeklerin iş yerlerine ve iş saatlerine göre belirleniyor. Bu durumda, erkeklerin ulaşım ihtiyaçları karşılanırken kadınların toplu ulaşımları gözetilmiyor, kadınlara uygun ulaşım düzenlemeleri yapılmıyor. Yaşadığımız dünyada farklı hane yapıları ve ulaşım ihtiyaçları varken, toplu taşımada bu farklılıklar göz ardı edilip “Orta Çağ aile yapısı”nın ihtiyaç algısı devam ettiriliyor. Bu yapıda erkek eve ekmek getiren, bunun için dışarıda daha fazla zaman geçiren ve çalışan olarak görülürken, kadının yeri evin içi olarak belirleniyor. 

ŞEHİRLER AYNI ZAMANDA KADINLARINDIR

Kadınların ve kız çocuklarının güvenliği yalnızca motorlu ulaşım taşıtlarıyla sınırlı kalmamalı. Kadınlar yürüyüş yollarında, ara caddelerde, bisiklet yollarında, meydanlarda yani genel olarak kamu alanlarının tamamında kendilerini daha yaşanabilir bir ortamda ve güvende hissetmelidir. Kadının da günlük ihtiyaçlarını karşılayabilecek duruma gelmesi için toplu taşıma sistemlerinin yeniden planlanması ve düzenlenmesi gerekir. Kadınların günlük taşıt kullanımı, seyahat ettikleri platformlar, ne sıklıkla taşıt kullandıkları ve nerelere gittikleri, beklemek için hangi durakları kullandıklarının analizi ile ihtiyaçlarının yeniden yapılandırılması gerekir. Kadınların şehirlerdeki özgürlüğü için toplu ulaşım mekanizmaları kadınları gözetmelidir. 

Erkeklerin  ihtiyaçlarına göre düzenlenmiş toplu taşıma sistemleri nedeniyle oluşan cinsiyet ayrımcılığını göz önünde bulunduracak, yeni bir sistemin kurulması yönünde zorunlu bir ihtiyaç vardır. 
( www.endvawnow.org sitesinden çeviren Ekinsu Devrim Danış. Başlıklar Evrensel’e aittir.)


MOR İĞNE, ‘DÜZGÜN’ KIYAFET, ARKA KOLTUKLAR ÇÖZÜM DEĞİL!

Kadınlar için güvenli şehirlerin olmazsa olmazlarından biri de cinsiyetleri göz önünde bulundurarak planlanmış toplu taşımadır. Tıpkı diğer kamusal alanlarda olduğu gibi otobüsler, otobüs durakları, metrolar, metro durakları, taksiler ve diğer toplu taşıma araçları kadınlar ve erkekler tarafından aynı şekilde tecrübe edilmez. Dahası, toplu taşımada kadınlara karşı cinsiyet temelli ayrımcılık, hakaret, taciz, aşağılama ve hor görme vakaları her gün görülmektedir.

Dünya Bankasının Peru’daki araştırmasına göre güvenlik, toplu taşıma kullanımında kadınlar için birinci öncellikken, erkeklerde hız birinci öncelik olmuştur. Aynı çalışma gösteriyor ki kadınlar güvenlik amacıyla gece toplu taşıma kullanmamak, bazı bölgelere gitmemek, yanlarında iğne veya delici alet taşımak gibi bazı tedbirler alıyor.  Güvenli toplu taşımanın olmadığı koşullarda, kadınlar “uygun” giyinmek, birkaç kişi seyahat etmek, sadece dolu olmayan toplu taşıma seferlerini tercih etmek, tacizleri görmezden gelmek, yardım alabilmek için sesli şekilde tacizleri protesto etmek, müdahale edebilmek için yanlarında iğne taşımak, camlara veya en arkaya yakın durmak, tek başlarına taksiye binmemek ve çoğunluğu erkeklerden oluşan şoförlerin araçlarında seyahat etmeyerek  kendi savunma stratejilerini geliştiriyorlar. Bu stratejiler, kadının günlük hayatında ikinci bir yük oluşturuyor. Güvenli ulaşım yoksa kadınların şehir hayatındaki özgürlüğünden de söz edilemiyor.Güvenli toplu taşıma kadınlar için önemli çünkü kadınların hiçbir korku duymadan, şehrin sokaklarında özgürce seyahat edebilmesine olanak sağlıyor. Yani, güvenli toplu taşıma; kadınların güvenli ve özgür yolculuk hakkı, şehir olanaklarından yararlanma hakkı gibi haklarını kullanması için ön koşuldur. (www.endvawnow.org )

Kaynak: http://www.evrensel.net/haber/273106/pembe-taksi-degil-guvenli-toplu-tasima-istiyoruz

HABERLER&DUYURULAR

PAYLAŞILAN DOSYALAR

ÜYESİ OLDUĞUMUZ PLATFORM

DESTEK İÇİN