Uye Dernegimiz Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Basın Duyurusudur.

 GÖZYAŞI DÖKMEYE ALIŞMAYACAĞIZ, ALIŞAMAYACAĞIZ.

Sözcük olarak  “bilinmeyen ve öngörülemeyen bir tehlike karşısında duyulan aşırı korku,kaygı, dehşet”  şeklinde tanımlanan ve  Latince “terror” kelimesinden türemiş  bulunan “TERÖR”  günümüzde “siyasal erki sarsmaya yönelik bir şiddet hareketi  ve bu erkin toplum üzerinde uyguladığı şiddet olarak da tanımlanmaktadır.  
Son günlerde Ülkemizde art arda yaşanan “terör”  olayları, hiçbir suçu ve günahı olmayan,  doğrudan hasım olarak görülmeyen masum  halk kitlelerine karşı uygulanan şiddet hareketi olması açısından bir ölçüde,  yapılan tanımlamaların da  dışına çıkan cinayetler  ve katliamlardır. 
Doğrudan hasım  olmayan sivil  halka  karşı, korku ve kaygı yaratmak için girişilen  cinayet ve kıyımlar  sadece Ülkemizi   değil    tüm dünyayı kasıp kavurmaktadır. Ancak, vahşi  ve acımasız  terör eylemlerinin,  çok sık aralıklarla meydana geldiği  Ülkemizde terör  odaklı katliam ve kıyımları  kanıksanma  sürecine girildiğini   ve bu korkunç cinayetleri  önlemekle   sorumlu olanların,  ezberlerindeki  “terörü   lanet”  söylemlerini tekrarlamakla yetindiklerini ibretle görmekteyiz.   
İktidarın görevi terör saldırılarını kınamak değil engellemektir.  Sık sık  yaşadığımız vahşi cinayetlerin    ve  kıyımların   eleştirilmesi,  kınanması,  ve lanetlenmesi onu önlemekle görevli  iktidarın değil, halkın ve sivil toplum örgütlerinin başvuracağı yöntemlerdir.     
Terörle mücadelenin  kalıcı çözümünün teröristle savaşmak yerine, terörün kaynağını  kurutmaktan geçtiğini, her  saldırı sonrasında uygulanan yayın yasağı ile  dayatılan   zorunlu suskunluk sürecinin toplumun yüreğindeki  acıyı daha da derinleştirdiğini,  terör amaçlı  şiddet ve  intikam girişimlerinin   günlük yaşamda karşılaşılan  acı  tesadüfler   olduğu algısının yaratılmaya çalışıldığını,  yaşadığımız acının ve vahşetin devletin   baskı ve şiddet uygulamalarını  daha da artırması  için bahane yapılmaya çalışıldığını   üzülerek gözlemliyoruz.    
Terörle mücadelede başarılı olabilmek için, lanetleme ve kınama  mesajları yayınlayarak toplumu yatıştırmak ve yaşanan  krizleri yasaklarla savmaya çalışmak yerine,  terörün   ekonomik, sosyal, siyasal , kültürel ve psikolojik nedenleriyle birlikte bütüncül bir yaklaşımla sorgulanması, sonuç almaya dönük stratejiler  geliştirilerek   derhal yürürlüğe konulması,  arkasındaki küresel ve ulusal odakların tespit edilip temizlenmesi, masum vatandaşlarımıza yönelik  akıl ve vicdan yoksunu saldırıları gerçekleştiren kirli ellerin  bulunup bir an önce cezalandırılması gerekmektedir.
5 ay içinde   3 toplu katliamın yaşandığı  Ülkemizde,   siyasi sorumlular,  bundan böyle  bizi  terörle yaşamaya, kana,  yani ölmeye, alışmaya davet ediyorlar.   El ele tutuşup barbarların vahşetiyle  can veren gencecik fidanlar  için ağlamaya, annesinin karnında  gün yüzü görmeden ölen bebek için yanmaya,  ekmeğinin, işinin, okulunun peşinde  otobüsle evine dönmeye çabalarken parça parça  olan vatandaşlarımız için  göz yaşı dökmeye,  alışmayacağız, alışamayacağız.  
Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği
Genel Başkanı
Prof. Dr. Gaye Erbatur

HABERLER&DUYURULAR

PAYLAŞILAN DOSYALAR

ÜYESİ OLDUĞUMUZ PLATFORM

DESTEK İÇİN