Cezalar uygulansın

 

Ankara Barosu Gelincik Projesi’nin düzenlediği panelde konuşan Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, artan kadın cinayetleri, kendilerine ulaşan istismar ihbarları ve devam eden davalara ilişkin çarpıcı bilgiler verdi...

 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ayşegül Kahvecioğlu

Son haftalarda Türkiye’nin taciz, tecavüz ve istismarlar noktasında herkesi bunaltan bir süreçten geçtiğini hatırlatan Güllü, “ Bizim cezalarımızda ağırlaştırılmış müebbetin uygulanmasını istiyoruz. Çünkü yasaların uygulanmasıyla çözülecek sorunlarımız var” diye konuştu.

Türkiye’de son 3 ayda 90’ın üzerinde kadının öldürüldüğünü söyleyen Güllü, “Bu rakam gitgide de artıyor. 2011 Ocak’ta 22 kadın öldürülmüşken, son 3 ayda rakam 90’ın üzerine çıktı. Geçtiğimiz ocak ve şubat ayında bize başvuran kadın sayısı 473 oldu” dedi. Son haftalarda Türkiye’nin taciz, tecavüz ve istismarlar noktasında herkesi bunaltan bir süreçten geçtiğini hatırlatan Güllü, “Özgecan yasasının hemen çıkmasını istiyoruz. Bizim cezalarımızda ağırlaştırılmış müebbetin uygulanmasını istiyoruz. Çünkü yasaların uygulanmasıyla çözülecek sorunlarımız var” diye konuştu.
 
 


Tuzun koktuğu yer 
Kayseri’de öğretmeni tarafından tecavüze uğradıktan sonra intihar ettiği iddia edilen Cansel Buse K. olayının ortaya çıktığı gece 111 vakadan telefon aldıklarını anlatan Güllü, bir operasyonla aynı durumdaki bir genç kızın kurtarıldığını söyledi. Güllü, şunları kaydetti:

“Ensar Vakfı’nda yaşanan olayla ilgili de siyasi erk, ‘Suçlular cezalandırılacak ama vakıfa bir şey söylemeyin’ diyor. Halbuki bu siyaset üstü bir olaydır. Bu yaşanan acılar, kadın cinayetleri, tecavüzler, istismarlar hepsi siyaset üstüdür. Ancak Manisa’da Ensar Vakfı’nı koruyan sadece Başbakan olmadı. 150 yardım derneği biraraya gelerek ‘Hepimiz Ensar’ız’ dediler. ‘Hepimiz evladız’, ‘Hepimiz çocuklarız’ demediler. Ne demektir bu? Bu Türkiye’de artık tuzun koktuğu yer demektir.”

1 aylık bebeğe taciz
Afyon’dan Bartın’a, Konya’dan Manisa’ya kadar gündeme gelen taciz ve istismar haberlerinin önceden yaşanmış ve halen yargı sürecinde olan vakalar olduğuna dikkati çeken Güllü, kan donduran bazı örnek davaları anlattı. Güllü, şunları kaydetti:
“Çorum’da ‘pornografi’ şeklinde iddianamede yer alan bir olay.. Bir kızımızı babası, amcası, ağabeyi neredeyse yoldan geçen herkesin kullandığı bir durum.. Çok daha acı bir şey söyleyeceğim. 1 aylık bebeğine ensest uygulayan babayı dava ettik biz şimdi. 1 aylık bebeğine tacizi fark eden anne, hemencecik oradan bizi aradı ‘Ne yapabilirim’ diye. Beraber hukuki bir yoldan güzergâhı çizdik. Adli yardımdan destek almasına gerek yoktu. Ekonomik gücü yerindeydi ‘Ben dışarıdan avukat tutacağım’ dedi. Tam bittiğini sandığımız anda teknik bir hata yaşandı. Buradaki avukat bir hata yaptı. Çifte vatandaşlığı olduğu halde babanın ve o evladın, tedbir kararını aldırmadı mahkemede. Yine babanın kızını görebileceği saatte, yanında pedagog ya da psikolog istemedi. Dolayısıyla baba boşanma gerçekleşmiş olsa dahi anneden aldığı o süre içinde evlada erişebiliyordu. Bunu arayıp ikaz ettik ve şu an konu emin ellerde gidiyor.”

Dededen toruna tecavüz
Yine Antalya Mahkemesi’nde dedesinin ensestine maruz kalan kız çocuğumuzun davasındaydık. 2.5 yıldır sürüyor. Mahkemeye gittikten sonra etraftan farklı noktalarda delil değiştirmeler, bakanlığa, bimer’e dilekçelerle tam 2.5 yıl geçiyor. 2.5 yıl sonra ‘Ben artık vazgeçtim” dedi kızın annesi. “Ben vazgeçtim, bırakayım kendi derdimle yanayım.’ ‘Hayır’ dedik, oraya hep birlikte gittik. O sırada bir kadın yanaştı, hiç tanımıyorum. Dedi ki, ‘8 yaşından 10 yaşına kadar ağabeyimin tecavüzüne maruz kaldım. Ne olur vazgeçmeyin, ne olur bizlere yardımı esirgemeyin.’ Bunlar gerçekten çok çok acı olaylar.”

‘Suriyeli kadınlar 6 TL’ye pazarlanıyor’
Suriyeli kadınların uğradıkları taciz ve baskılara da dikkati çeken Güllü, bu konuda da şunları söyledi: “Urfa bizim ilimiz değil artık. Daha fazla mülteci var. Kilis zaten hiç değil, Antep hiç değil. 2011’de Suriye savaşı başladığında Kilis kampına gitmiştim. Kampta bir karton pankartı kaldırmışlar, ‘Evlenilecek kız bulunur’ yazıyor üstünde. O, ‘Evlenilecek kız bulunur’ denen kampta, bugün bir katalog var. 8 Mart’ta sayın bakana ihbarını yaptık. Kataloglar yaşına göre sıralanmış genç kadınlar ve onun pazarlanmasıyla ilgili. Ve o katalogdan sayın valinin haberi var, emniyet müdürünün haberi var. Yetkili bürokraside kim varsa herkesin haberi var ama eylem yok. Mültecilerin hukuka erişim noktasında sıkıntısı var. Kilis’teki arkadaşım anlatıyor, ‘Burada kadınlar 6 liraya pazarlanıyor’ diye. 2 ekmek parasına.”

‘56 ilde oran yüzde 40’
“Müslüman ülkede ensest olmaz” söyleminin tartışıldığını söyleyen Güllü, “Burası Müslüman bir ülke olabilir ama ensestin dindarlıkla bir alâkası yok. 56 ilde yaptığımız araştırmada çıkan sonuç ensest oranı yüzde 40. Cezai sistemde ensest ile ilgili bir tanımlama istiyoruz. Adalet Bakanlığı, yargıçlar, avukatlar bu konuyu lütfen kenara atmayın. Müslüman ülkede ensest var” dedi.

Ensesti artıran temel etkenleri de sıralayan Güllü, eğitimde 12 yıllık zorunlu ancak kesintili eğitimi içeren 4+4+4 yasası ile 642 bin öğrencinin ilk 4 yıldan sonra okulu bıraktığını, bu rakamın 292 binini kız çocuklarının oluşturduğunu     söyledi. Güllü, “O kız çocukları ne oluyor biliyor musunuz? Erken yaşta ve şiddeti bol bir evlilik, sosyal güvencesiz çalışma hayatı ve bu erken yaşta evliliklerin temel dayanağı da enseste     doğru bir yol” dedi.
 
Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/ozgecan-yasasi-hemen-cikmali--gundem-2224810/

HABERLER&DUYURULAR

PAYLAŞILAN DOSYALAR

ÜYESİ OLDUĞUMUZ PLATFORM

DESTEK İÇİN