Yazıklar olsun!

 Siyasette ciddi bir ‘seviye’ sorunumuz olduğu, malum. Ama seviyesizlik hiç bu kadar ‘dip’ yapmamıştır herhalde. ‘Siyasi’ ve de ‘cinsi’ sapık lafları uçuşuyor havada. Eski siyasiler arasında da sert polemikler olurdu; ama o polemiklerde zekice bir yön vardı. Şimdikiler ‘sert’ konuşmayı küfür, hakaret etmek sanıyorlar.

 

Bu seviyesizlik, o lafların sahiplerinin yandaşlarını memnun ediyor mudur acaba; “Bizimki lafı gediğine acayip koydu” filan gibi. Bazı fanatik yandaşların hissiyatı bu yönde olabilir. Ama bilinmesinde sonsuz fayda var ki, sokaktaki vatandaş nezdinde yıpranan, tükenen, bir bütün olarak siyaset kurumu oluyor. Zaten siyasetin itibarı uzun süredir yerlerde sürünüyor.
 

Bu seviyesiz polemikler bir kurum olarak cumhurbaşkanlığını da ‘tüketmiş’ durumda. Çünkü anayasal yükümlülüğü gereği ‘tarafsız’ olması gereken Sayın Erdoğan bu polemiklerin odağında bulunuyor. CHP ve HDP başta olmak üzere AKP dışındaki siyasi partiler, Saray ve AKP muhalifi bütün çevreler Erdoğan ve tetikçilerinin hedefinde. ‘Hain, alçak, terör yandaşı, terörist’ türü suçlamalar yapmakta Erdoğan adeta sınır tanımıyor. Bu suçlamaların ‘sapık’, ‘sensin sapık’ seviyesizliğinden daha az ‘düşündürücü’ olduğu söylenebilir mi?
 

Seviyesiz polemiklerin en doğrudan sonucu ise, bir süre sonra “mevzu neydi?” diye soracak kadar asıl sorunu gözlerden, dikkatlerden uzaklaştırması.

Bu sefer de öyle oldu. Çocuklara yönelik cinsel istismar gibi herkesin ciddiyet ve sorumlulukla üzerinde durması gereken bir konu, kısa sürede sıradanlaştırıldı ve meselenin öne çıkan boyutu “Kim kime ne dedi?” haline geldi.
 

İktidar partisi olması nedeniyle gözlerin öncelikle AKP’ye çevrilmesi son derece doğal. Ancak AKP, Karaman’daki adi olayda ‘yandaş’ bir vakfın adının geçmesinden dolayı mağdur çocuklardan ziyade o vakfın avukatlığına soyundu. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu’nun eleştiri ve protestolara sebep olan sorumsuz beyanlarını eleştireyim derken maksadını aşan ifadeler kullandı ve AKP camiası ‘aranan kan bulunmuştur’ dercesine ayağa kalktı. ‘Olay’ bir anda renk ve boyut değiştirdi.
 

Halbuki Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) Başkanı Canan Güllü, son yıllarda hızla artan çocuk istismarının toplumu getirdiği olumsuz noktaya dikkat çekerek “Toplumca değerler sistemimiz zayıfladı. Maddiyatçılığa, siyasi çıkarlara, etnik bölünmeye açık bir toplum haline geldik. Hastane odalarında tecavüz vakaları olan bir toplumuz” diyor. (8 Nisan 2016, Hürriyet)
 

Halbuki Çocuk ve Haklarını Koruma Platformu Başkanı Av. Figen Özbek, çocuklara yönelik cinsel istismar suçlarının son beş yılda yüzde 50 arttığını açıklıyor. Çocuk gelinler, damatlar, işçiler ve yoksulluk vakalarının bu istismarın boyutlarının bilinenden daha fazla olduğunu düşündürdüğünü ekleyerek.
 

Bu korkunç gerçeklikle ilgili sivil toplum çalışmalarının ise hükümet nezdinde neredeyse hiçbir karşılığı yok. Çünkü, malum, STK’ların da ‘yandaş’ olanları makbul. Dolayısıyla iktidarın ne sivil toplumu teşvik ne de onlarla işbirliği yaparak taşıdığı sorumluluğu topluma yayma, mal etme gibi bir çabası, duyarlılığı var.
 

Çocukların söz konusu olduğu bir sorunu bile birlikte kafa yormanın, çareler aramanın değil kutuplaşmanın, karşıtlaşmanın konusu haline getirmek, yaşadığımız çürüme ve çöküntünün en düşündürücü boyutu oluyor.


Yazıklar olsun…


Kaynak: http://www.ideallhaber.net/kose-yazarlari/yaziklar-olsun/20708

HABERLER&DUYURULAR

PAYLAŞILAN DOSYALAR

ÜYESİ OLDUĞUMUZ PLATFORM

DESTEK İÇİN