Futbolculara "toplumsal cinsiyet" dersi

Milli takım kampında futbolculara İlber Ortaylı Hoca tarafından tarih dersi verilmiş. Güzel bir uygulama.
Devamını da bekleriz. Mesela "toplumsal cinsiyet eşitliği" dersi de verilmeli. Eşlerine şiddet uygulayan futbolcularla ilgili haberleri okuduğumuzda buna çok büyük bir ihtiyaç olduğu ortada zaten.
Tabii sadece futbolculara değil, tüm topluma bu eğitimin verilmesi gerekiyor. Özellikle ekranlardaki tüm yarışma programlarına katılan erkekleri gördükçe, bu eğitim adeta şart diyoruz.
Ben bir özet yapayım izninizle:
Cinsiyet bizi kadın veya erkek yapan belli fiziksel veya biyolojik özelliklerdir. Ya kız doğarız, ya da erkek. Söz konusu olan cinsiyet farkıdır, herhangi bir eşitsizlik değil.
Toplumsal cinsiyet ise kültürel ve sosyal olarak belirlenen cinsiyet rollerine karşılık gelir.
Toplumun kadınlara ve erkeklere yüklediği roller ve sorumlulukları ifade eder.
Eşitsizliği yaratan da budur:
Çünkü doğduğumuz andan itibaren farklı kültürel ve sosyal koşullanmalar içinde buluruz kendimizi. Kız ve erkek bebeklere farklı isimler verilir; kızlara pembe, erkeklere mavi renk giysiler giydirilir. Bunu çocukların cinsiyetine göre alınan farklı oyuncaklar izler.

SOKAKLAR ERKEKLERİN...

Yetiştirilme biçimleri de farklıdır.
Kızlar uysal, cici ve sevimli olmak üzere yetiştirilirken, erkeklerin özgür, atak ve saldırgan olmaları istenir. Kızlara hassas olmaları, erkeklere ise ağlamamaları gerektiği öğretilir. Sokaklar erkeklerindir, evler kadınların.
Büyüdükçe roller iyice belirlenir.
Kadın ve erkek mesleği olarak kabul gören meslekler olduğu gibi, kadınların daha çok "içeride" ve "eve ait" olan sorumlulukları almaları, erkeklerin ise "dışarıda" ve daha "toplumsal" sorumluluklara sahip olmaları beklenir.
Böylece erkek cinsiyeti ile kadın cinsiyeti arasında toplumsal yaşama katılım bakımından farklılıklar oluşur. Sayısal bakımdan eşit olmalarına rağmen toplumsal alanda temsil edilmelerinde de eşitsizlik ortaya çıkar.
Kadın cinsiyeti ev gibi özel alanda kalırken, erkek cinsiyeti dışarıda her türlü kamusal alanda kendini ifade eder. Çalışma yaşamından siyasete, sivil toplum örgütlenmesinden eğitime kadar her türlü kamusal alanda iki cins temelindeki bu görünüm toplumsal cinsiyet eşitsizliğini oluşturur.

CİNSİYETE DAYALI ŞİDDET

Toplumsal cinsiyete dayalı şiddet de, kadın ve erkekliğe dair eşitsiz rol dağılımlarıyla ilgilidir.
Her ne kadar, erkeğin fiziksel yapısı ve hormonal eğilimiyle karşısındakinin davranışını kontrol etmeye ilişkin doğal eğiliminin şiddeti beraberinde getirdiği ileri sürülse de, biyolojik yaklaşım, cinsiyeti sadece biyolojik özelliklere göre açıklayan görüşlerde anlam bulabilir.
Oysa kadınlık ve erkekliğin biyolojik farklılığı, bu özelliklere anlam veren sosyal süreç ve pratiklerden ayrı olarak anlaşılamaz.
Kadına yönelik şiddet, toplumda egemen ve bağımlı gruplar olarak kadın ve erkek arasında var olan baskıcı ataerkil ilişkileri yansıtan davranış örneğidir.
Bunlar ataerkil toplumda yer almamızla ortaya çıkar.
Kadına yönelik şiddetin sürekliliğiyle ataerkil kültür arasında ilişkiyi kurmak mümkündür.
Bu tür kültürde, örneğin cinsel ilişki erkek tarafından tanımlanmakta ve erkeğin istek ve ihtiyaçlarının tatmini amaçlanmaktadır.
Örneğin, pornografi piyasası, erkekler için onlara uygun kadın imajları yaratır.
Bunun bir sonucu olarak erkeklerin kadınları nesneleştirmeleri ve kadın cinselliğini kontrol etmek için şiddet kullanmaları sadece davranışta değil, edebiyat, film ve diğer medya araçlarıyla yayılır. Böylece ataerkil kültürün getirdikleriyle erkek kadına şiddet uygular. Ataerkil kültürün tanımladığı cinsellik çerçevesinde, cinsel şiddetin sadece bazı erkeklerin davranışı olmadığı, toplumsal cinsiyetle ilişkili olduğu, yani ataerkil kültürün örnekleri olduğu anlaşılır.


Kaynak: http://www.yeniasir.com.tr/yazarlar/seda_kaya_guler/2016/06/06/futbolculara-toplumsal-cinsiyet-dersichttp://www.yeniasir.com.tr/yazarlar/seda_kaya_guler/2016/06/06/futbolculara-toplumsal-cinsiyet-dersic

HABERLER&DUYURULAR

PAYLAŞILAN DOSYALAR

ÜYESİ OLDUĞUMUZ PLATFORM

DESTEK İÇİN