2017 Women's March Yürüyüşünde Angela Davis 'in konuşması

 Dün, Trump’ın seçilmesi ve tüm dünyada yükselen aşırı sağa karşı, ABD’li kadın eylemcilerin öncülüğünde küresel 2017 Women’s March (2017 Kadınların Yürüyüşü) düzenlendi. Başta ABD olmak üzere tüm dünyada toplam 673 yürüyüş gerçekleşirken, sırf başkent Washington’da yarım milyon kişinin eyleme katıldığı tahmin ediliyor. Protesto gösterilerinde Madonna’dan Gloria Steinem’a ve Scarlett Johansson’a pek çok siyasetçi, eylemci ve sanatçı konuşma yaptı. Konuşma yapanlardan biri de ABD’li ırkçılık karşıtı feminist ve LGBTİ eylemcisi, akademisyen Angela Davis’ti. Davis’in konuşmasının tam metnini aktarıyoruz.

Tarihimizin bu çetrefilli anında, burada, Kadınların Yürüyüşü’nde olan bizlerin, yüz binlerce, milyonlarca kadın, trans, erkek ve gencin; ölmekte olan ırkçı, hetero-patriyarkal kültürün yeniden yükselmesini engellemeye kararlı değişim güçlerini temsil ettiğimizi kendimize hatırlatalım.

Biz, tarihin kolektif öznesi olduğumuzun farkındayız ve tarih internet sayfaları gibi silinemez. Biliyoruz ki bu öğleden sonra toplandığımız bu topraklar yerlilere aittir ve bizler, soykırım şiddetine rağmen toprağı, suyu, kültürü, insanı için mücadele etmekten vazgeçmeyen ilk insanların öncülüğünü takip ediyoruz. Duran Kaya Kabilesi’ni bugün özellikle selamlıyoruz.

Bu ülkenin tarihinin özünü şekillendiren siyah insanların özgürlük mücadelesi kolay kolay silinemez. Siyah yaşamların önemli olduğunun unutulmasına izin vermeyeceğiz. Bu ülke sırtını köleliğe ve sömürgeciliğe dayamıştır ki bu da, Birleşik Devletler’in asıl tarihinin öyle ya da böyle göçmenlik ve köleleştirme tarihi olduğu anlamına gelir. Yabancı düşmanlığını yaymak, cinayet ve tecavüz suçlamaları savurmak ve duvarlar inşa etmek tarihi silmeyecektir.

Hiçbir insan evladı gayrı meşru değildir.

Gezegeni kurtarmak, iklim değişikliğini durdurmak ve Duran Kaya Kabilesi’nin topraklarından Michigan’daki Flint’e, Batı Şeria’dan Gazze’ye suyun ulaşılır olmasını garantilemek için verilen mücadele; bitki ve hayvan örtümüzü korumak için, havayı korumak için verilen mücadele; sosyal adalet mücadelesinin başlangıç noktasıdır.

Bu bir kadın yürüyüşüdür ve bu kadın yürüyüşü, devlet şiddetinin ölümcül gücüne karşılık feminizmin vaadini temsil etmektedir. Ve kapsayıcı ve mücadeleleri kesiştiren feminizm hepimizi ırkçılığa, İslamofobiye, anti-Semitizme, kadın düşmanlığına, kapitalist sömürüye karşı direnişe davet etmektedir.

Evet, “fight for 15”i* selamlıyoruz. Kendimizi kolektif direnişe adıyoruz. Mortgage rantçısı milyarderlere ve soylulaştırmacılara karşı direniş. Sağlık hizmeti rantçılarına karşı direniş. Müslümanlara ve göçmenlere yönelik saldırılara karşı direniş. Engelli insanlara yönelik saldırılara karşı direniş. Cezaevi endüstri kompleksi yoluyla ve polis eliyle uygulanan devlet şiddetine karşı direniş. Başta beyaz olmayan trans kadınlara yönelik olmak üzere, kurumsal ve mahrem toplumsal cinsiyet şiddetine karşı direniş.

Kadın hakları tüm gezegende insan hakları demektir ve bu yüzden Filistin için özgürlük ve adalet diyoruz. Chelsea Manning’in serbest bırakılmasını kutluyoruz. Ve Oscar López Rivera’nın da**. Ama aynı zamanda Leonard Peltier’i özgür bırakın diyoruz. Mumia Abi-Jamal’ı özgür bırakın. Assata Shakur’u*** özgür bırakın.

Önümüzdeki aylar ve yıllarda, kırılgan halklarımızı savunurken daha militan bir hale gelmek adına toplumsal adalet taleplerimizi yoğunlaştırmamız beklenecektir. Hala beyaz erkek hetero-patriyarkanın üstünlüğünü savunanlar kendine dikkat etse iyi olur.

Trump yönetiminde geçecek önümüzdeki 1459 gün, 1459 günlük bir direniş olacak: Tabanda direniş, sınıflarda direniş, iş yerlerinde direniş, sanatımızda ve müziğimizde direniş.

Bu daha başlangıç ve Ella Baker’ın**** sözleriyle “Biz özgürlüğe inananlar, ona sahip olmadan huzur bulmayız”. Teşekkürler.

HABERLER&DUYURULAR

PAYLAŞILAN DOSYALAR

ÜYESİ OLDUĞUMUZ PLATFORM

DESTEK İÇİN