Kitabın geliri acil yardım hattımıza

 

Psikiyatrist Zeynep Akıncı Pınar, Türk Psikiyatristin Divanı'nı yazdı. Türkiye'den en uçlardaki 70 vakayı inceledi. Kitabının gelirini de Türk Kadınlar Federasyonu'na bağışladı. Biz de ilk kitabını okurla buluşturan taze yazar 31 yıllık psikiyatrist olan Pınar ile bir araya geldik, günümüzün ruh sağlığı sorunlarını konuştuk. İnsanlara psikolojik hastalıkları tanıyabilecekleri rehber niteliğinde bir kitap hazırlayan Pınar, Z kuşağının hedonist bir yaşam tarzı olduğunu söylüyor ve ekliyor: "Ruh sağlığı için doğru beslenme rejimi Taş Devri diyetidir. Paket gıda, pastane ürünü, poşet içecek, fast food'tan uzak beslenerek sağlanabilir. Çikolata, fındık ezmesi, dondurmanın morale iyi gelmesi mümkün olmadığı gibi sadece reklamdır. Her türlü bitkisel çay ve bitkisel ilaç reklamına kanmayın. Ruh sağlığımızı korumak için önceliğimiz balık, sebze, bakliyat, tahıl, et, tavuk, süt ürünleri dengeli bir şekilde olmalıdır" diyor.

ÜFÜRÜKTEN YAŞAM KOÇLARI


Eskiden kırık çıkıkçılar vardı. İnsanlar bir yerleri kırıldığında çıktığında soluğu hastane yerine bu insanlarda alırlardı. Pınar, günümüzde kırık çıkıkçıların kalmadığını ancak onların yerini şimdinin yaşam koçları aldığını söylüyor ve ekliyor: "Bugün herkes psikolojiden anlıyor. Eski üfürükçüler gitti yaşam koçları geldi. Çok kontrolsüz. Hastalıkların kronikleşmesine neden oluyor bu insanlar. Eğitim, iş yaşamında yönetim koçluğu olur ama yaşam koçluğu çok büyük bir iddia. Herkesin kendi özgür iradesi var. Bu iradeye yön vermek büyük bir vebal. En çok korktuğum kitle de eğitimli cahiller. Emekli olmuş bir bankacı deneyimlerim var deyip yaşam koçu olmak istiyor. Bir mesleğin okulu, diploması yoksa lütfen boşverin."

KİMSENİN STRES TOPU OLMAYIN


"'Kes', 'sus', 'topla', 'yap' diyerek, hırpalanarak ve yoklukla büyütülen X kuşağı 'prensesim', 'paşam', 'balım', 'peteğim' diyerek, hizmet ederek Y ve Z kuşağını büyüttü. Her birinin Paşa, CEO, müdür, doktor olması beklendi. Sonuç; empati yeteneği gelişmemiş, her türlü haz için kendini ve çevresindekileri sınırsızca tüketen ve iş beğenmeyen bir nesil ortaya çıktı. Hayatta kalma becerisini sadece Survivor'dan öğrenmiş bir nesil. Partnerini çoktan seçmeli seçen ve yedekleyenler belli bir zaman kaybettikten sonra evlenme umudunu evlilik programlarında arıyor" diyen Pınar, 19 yıl Andolu'da görev yapmış. Bugüne kadar kendisine hep incinmiş insanların geldiğini söyleyen Pınar, insanlara terapide incinmemeyi öğrettiğini kaydediyor. Peki incinmeden yaşamak mümkün mü? Pınar'a göre şöyle mümkün: "Hiç kimse sizi stres topu gibi sıkıp sıkıp bir kenara bırakamaz. Bu kişi ailenizden biri bile olsa yapamaz. Hakkınızı arayın. İnsanlar sabırla tahammülü birbirine karıştırıyor. Bunları karıştırmamak lazım. Sabır iyi bir şey ama bu duruma sürekli maruz kalıp ses çıkartmaz, çözüm aramazsanız vücudunuz bunun intikamını sizden hastalık olarak alır."

Sürekli rekabet insanı tüketiyaor

Şehirler artık eskisinden daha kalabalık. Yaşam tempomuz eskiye nazaran daha hızlı. Akıl almaz bir rekabet içindeyiz. Pınar'ın üzerinde durduğu konulardan biri de bu. Çağımızın problemi yetersizlik ve rekabet. Yetersizlik ve rekabet duygusunun okul sıralarında sınavlarla içimize işlediğini söyleyen Pınar, iş yaşamında da bu sürecin devam ettiğini vurguluyor ve "Sürekli rekabet insanı tüketiyor. Zekanın beş farklı şekli var. Kiminin duygusal zekası daha yüksektir kiminin sayısal zekası. Bu sorunu okullarda çözmemiz gerekiyor. Kuşun kanadı kırılıyor, tavşanın kuyruğu kopuyor, kör yılan balığı da okulun birincisi oluyor. Acayip bir eğitim modeli. İş yaşamında da sürekli performans aksiyetesi var bizde" diyor.

Birey zayıftır

Pınar'ın strese karşı şöyle bir yaklaşımı var: "Depresyon dönemlerinde hipotalamus küçülüyor. (Hipotalamus beyin ve endokrin sistem arasındaki bağlantıyı sağlayan beyin bölgesi) Mesela yeme bozukluklarında da beyin küçülüyor. Anoreksiya nevroza hastalara bakın. Sadece vücutları değil beyinleri de küçüldüğünden algıları bozulmuştur." Bireyselleşmenin de stres yarattığını söyleyen Pınar, "Birey çok zayıftır. Çünkü insan sosyal bir varlıktır. Ortak akıl, geniş aile, toplumsal değerler insanı korur. Sevgilisine güvenip ailesine sırt dönenler, ailesine güvenip bir hayat arkadaşı edinmeyen insanlar çok yanılıyor" diyor.

İyiler daha çok organize olmalı

Zeynep Akıncı Pınar stressiz bir hayat için birkaç ipucu da verdi. Önceliklerimizi belirlemek, bir meslek sahibi olmak, aile ortamı kurmak, orta derecede dini değerlere sahip olmak bunlardan sadece birkaçı. Tabi iş bunlarla bitmiyor. Pınar, "Hepsini yaptık diyelim. İyi devlet, iyi kanunlar olmazsa gene baş aşağı asılırsınız. O yüzden çok sağlam, çok hızlı işleyen hukuk sitemi ve adalet mekanizması olmalı. İnsanlarda derin bir umutsuzluk var. Bu sebeple kötü insanların cüreti artarken iyiler kabuğuna çekiliyor. Çok cesur, girişimci ve iyi insanlar el ele tutuşmalı. Kötüler bunu çok kolay yapıyor. Kötüler birbirlerinin arkasını örterek organize oluyor ama iyiler organize olmuyor" diyor.
 
Kaynak: http://www.yenisafak.com/gundem/mutluluk-tas-devrinde-kalmis-2630448

HABERLER&DUYURULAR

PAYLAŞILAN DOSYALAR

ÜYESİ OLDUĞUMUZ PLATFORM

DESTEK İÇİN