CUMHURBAŞKANINA MEKTUP

Sayın Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı Tarih:3.08.2017 Giden Evrak No:67 Sayın Cumhurbaşkanımız, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, TürkiyeBüyük Millet Meclisi Başkanlığı'na sunuldu. İl ve İlçe müftülüklerine evlendirme memurluğu yetkisi verilmesi, sağlık personelinin takibi dışında doğan çocukların doğum bildirimlerinin nüfus müdürlüklerine sözlü beyanla yapılacak olması, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını evlilik yoluyla alacak kadınlara genel ahlaka uygunluk kriterinin getirilmesi gibi değişiklikleri içeren düzenlemelerle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na sunulan Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair KanunTasarısı, kadın erkek eşitliği üzerine inşa edilen çağdaş hukuk sistemimizle birlikte gerek TC Anayasasına ve gerekse Türk Devletinin onaylayarak iç hukukumuza dahil ettiği uluslararası insan hakları sözleşmelerine aykırı olarak hazırlanmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na sunulan bu tasarı ile Anayasa'nın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddeleri ile Medeni Kanunda yer alan evlenme akdini düzenleyen maddeler ihlal edilmektedir.Kanun tasarısındaki düzenleme ile,hukuk sistemimizdeki eşitlik ilkesi ihlal edilirken; taslak düzenleme ile hukuk sistemimizin ve Medeni Kanunun miras hukuku ve kadın erkek eşitliğiyle ilgili hukuk birliği ortadan kaldırılmış olacaktır. Yasa tasarısındaki bu düzenleme ile erken ve zorla evliliklerin çocuk tecavüzlerinin, taciz ve istismarının önü açılarak; kız çocuk ve kadınların korunması yerine daha fazla mağduriyetine sebeb olunarak,hak ihlallerine yol açılacaktır. Ankara "Vatandaşlarımızın evlenme işlemlerini kolaylaştırmak" gibi bir gerekçe ile belediyelerde nikâh kıyılmasının yanı sıra müftülere de bu yetkinin verilmesi, en başta laiklik ilkesine aykırı düşeceği gibi, vatandaşlarımızın işlerini kolaylaştırmaktan öte kafa karışıklığına yol açacak ve toplumu hiç istemediğimiz şekilde belediyelerde nikâh kıyanlar, müftülerde nikâh kıyanlar olarak toplumu ve hukuk sistemimizi ikiye ayıracaktır. Anayasamızın 2.Maddesinde de belirtildiği gibi" Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir." Laiklik bu ülkede yaşayan herkesin en büyük güvencesinin olmasının yanı sıra, Türkiye Cumhuriyetinin yapı taşlarından biridir.Kadınların evlilik kurumu ve bu kurum içinde kadın hakları ve kadın erkek eşitliğinin sağlanması ve kadınların korunmalarıyla ilgili düzenlemeler, Anayasa ve Medeni kanun tarafından güvenceye alınmıştır. Türk Medeni Kanunu'nun 1926 yılında kabul edilmesi ile Türk kadınına bundan 91 yıl önce evlenmenin resmi nikâh memurunun önünde gerçekleşmesini, boşanmanın yine resmi şekilde mahkemeler aracılığıyla yapılmasını sağlayan, kız çocuklarına eşit miras hakkı gibi bir çok düzenleme ile kadın erkek eşitliği anlamında yenilik getirmiş olan, sosyal hayatın en önemli kanunu olan Medeni Kanun'la birlikte gerek Anayasal ve gerekse Uluslararası hukuktan doğan güvencelere dayanarak bu düzenlemeler, gerek anayasa ve iç hukuk sistemimize ve gerekse uluslararası hukuktan doğan hukuksal güvencelerle korunmaktadır. Oysaki Anayasa ve Kanunlarımıza aykırı bir şekilde hazırlanan bu tasarıyla çocuk yaşta evliklerinin önü açılacak, dini nikâh resmi nikâhın yerini alacak, kadınların evlenme, miras ve boşanma haklarında geriye gitme söz konusu olacaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na sunulan bu tasarının bir başka maddesinde de; sağlık personelinin takibi dışında doğan çocukların doğum bildirimlerinin nüfus müdürlüklerine sözlü beyanla yapılmasına ilişkin değişiklik yer almaktadır. Bu değişiklik ile kız çocuklarının yaptıkları doğumların bildirimine ilişkin şekli zorunluluk ortadan kaldırılmaktadır. Evde doğum esnasında ve sonrasında gerekli sağlık hizmetlerini alamayacak olan çok sayıda kadın ve kız çocuğunun maruz kalacağı sağlık sorunları, çocuk ve anne ölümleri yanında, resmi makamlarca takibi yapılmayan ve evde gerçekleşen bu doğumlar, sadece sözlü beyanla nüfusa kaydolacak ve ilgili devlet makamlarının denetimi ve durumdan haberdar olması, bu durumdaki kadın ve kız çocuklarını ve yeni doğan bebeklerini koruma olanağı ortadan kalkmış olacaktır. Öte yandan tasarıdaki bu uygulama ile çocuk istismarcılarının yakalanması ve cezalandırılması da zorlaşacaktır. Küçük yaşta evlilikler, ensest, taciz, tecavüz gibi tüm olayların ancak doğum amacıyla hastaneye gidildiğinde ortaya çıkması gerçeği göz önüne alındığında, kız çocuklarını hamile bırakan istismarcılar tespit edilemeyecek ve dava açılamayacaktır. Bu düzenleme çocuk istismarcılarının suiistimallerini arttırmak tehlikesini taşımakta olup, bu konu kamuoyunda cinsel istismarcılara örtülü af getirildiği iddiaları ile toplumda infial uyandırmaya başlamıştır. Sayın Cumhurbaşkanımız, Bizler Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği olarak, 1949 yılında Türkiye Cumhuriyetinin ilk ve önder üniversite mezunu kadınları tarafından kurulmuş, kadını her alanda güçlü ve eşit konumda kılmak için çalışan kamu yararına bir dernek olarak, ülkemizde 24 şubemizle birlikte faaliyet göstermekte; kadınlarımızın eğitim yoluyla bilinçlendirilmelerine, üniversite mezunu olmalarına ve böylece topluma katkıda bulunmalarına çalışmaktayız. Bizler Türkiye Cumhuriyeti'nin yetiştirdiği kadınlar olarak, Cumhuriyetin kazanımlarının korunmasını, hukukun üstünlüğü ve temel hak ve hürriyetlerde eşitlik ilkesinin ülkemizin önceliği olmasını hedefliyoruz. İl ve İlçe müftülüklerine evlendirme memurluğu yetkisi verilmesi, sağlık personelinin takibi dışında doğan çocukların doğum bildirimlerinin nüfus müdürlüklerine sözlü beyanla yapılacak olması, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını evlilik yoluyla alacak kadınlarda genel ahlaka uygunluk kriterinin getirilmesi gibi değişiklikleri içeren düzenlemelerle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na sunulan Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair KanunTasarısı, kadın erkek eşitliği üzerine inşa edilen çağdaş hukuk sistemimizle birlikte gerek TC Anayasasına ve gerekse Türk Devletinin onaylayarak iç hukukumuza dahil ettiği uluslararası insan hakları sözleşmelerine aykırı olarak hazırlanmıştır.Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın gerek Anayasa ve Medeni Kanunumuzdaki yasalarla iç hukuk sistemimize ve gerekse Uluslararası hukuka aykırı olduğundan Kabul edilmesinin mümkün olmadığını beyan ederek,kamuoyundaki haklı tepkileri de dikkate alarak; bu tasarının geri çekilmesi talebimizi şahsınıza ileterek kadın ve kız çocuklarımızın korunmasıyla ilgili olarak talebimizin nezdinizde de haklı bulunacağı inancında olduğumuzu sizinle ve kamuoyu ile paylaşmak isteriz. Saygılarımızla Prof.Dr.Nevin Gaye Erbatur Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Genel Başkanı

HABERLER&DUYURULAR

PAYLAŞILAN DOSYALAR

ÜYESİ OLDUĞUMUZ PLATFORM

DESTEK İÇİN