Yetiştirme yurdunda büyüyen çocuğun çok hazin öyküsü

 M., 1998’de Isparta Yalvaç’ta doğdu. 1 yaşındayken annesiyle babası boşanınca dedesinin yanına bırakıldı. M.’nin annesi gece kulüplerinde çalışıyordu, babası uyuşturucu bağımlısıydı.

Çocuğun bakımını teyzeleri üstlendi. M. evin içinde kız çocuğu gibi büyütüldü, teyzelerinin takı, toka ve makyaj malzemelerini kullandı.

9 yaşında Ankara’ya annesinin yanına gönderildi. Annesi onu Çamlıdere’deki bir dini yurda yerleştirdi ve M. burada tecavüze uğradı. Olayı kimseye anlatmadan dedesinin evine döndü.

Hem okulda hem de mahallede “Homo M.”  diye anılıyordu. Durmadan okuldan ve evden kaçtı.

13 yaşında, dayısı öldürüldü. Cenazede güldü ve sigara içti diye dedesi tarafından, istenmediği ifade edilerek ilçe emniyet müdürlüğüne teslim edildi, oradan da Isparta’da yetiştirme yurduna gönderildi.

Yurtta makyaj yapıyor ve kadın gibi giyinip süsleniyordu. Diğer çocuklar onu “Kız M.” diye çağırıyordu. Yurttan kaçıp duruyor, parklarda ve sokaklarda kalıyordu. Sonunda yurt onu Antalya’ya rehabilitasyon merkezine gönderdi. M. oradan da kaçarak Isparta’ya döndü.

YURDUN BAHÇESİNDEKİ TUVALETTE YATIYORDU

Artık Isparta’da M.’yi tanımayan yoktu. 18 yaşını doldurmuş, yurtla bağı kopmuştu. Seks işçiliği yaptı, uyuşturucu yüzünden sağlığı bozuldu.


M. artık karnını doyuramaz, kalacak yer bulamaz haldeydi. Bir deri bir kemik kalmıştı. Bazen, eski yurdunun bahçesindeki tuvalette yatıyordu.
Isparta’da ‘abi, abla’ dediği kişilerin yanına uğruyor, böyle yaşamak istemediğini söylüyordu. Sağlık sorunlarının üstüne bir de ekonomik sıkıntı binince, sosyal yardıma başvurdu. Yurtta kalmış diğer gençlerin aldığı yardım, yasa gereği hiçbir engel olmamasına rağmen, M.’ye verilmedi.

Defalarca yardım için başvurduğu kuruma son gittiğinde ‘Abla’ dediği bir çalışanın telefonunu çaldı. Diğer bir çalışana yazdığı mesajda ‘çok zor durumda kaldığını, utandığını ama çıkar yolu kalmadığını’ anlattı.

24 Ekim’de bıçakla tehdit ederek işlediği iki ayrı gasp suçundan tutuklanarak Isparta Cezaevi’ne konuldu. Tutuklandığı gün yerel medya henüz hüküm giymemiş olmasına rağmen M.’nin fotoğrafını hiç buzlamadan yayımladı ve “İŞTE O TRAVESTİ” diyerek onu hedef gösterdi.

3 gün sonra, M.’nin kendini asarak intihar ettiği bilgisi medyada yer aldı. Ama M.’nin ölümünün şüpheli olduğu, öldürüldüğü konuşuluyor.

ÖLÜSÜNE KİMSE SAHİP ÇIKMADI 11 GÜN MORGDA BEKLEDİ


Aile Bakanlığı, bu süreçteki uygulama zorluklarını mutlaka iyileştirmeli; süreçten sorumlu personelin cezasını çekmesini sağlamalı; cinsel yönelimi farklı çocuklar için uzmanlaşmış personel sayısını artırmalı.
19 yılda çocuk bedeninin taşıyamayacağı insanlık dışı yükler taşımış M.’nin ölüsüne kimse sahip çıkmadı. Yapayalnız kaldığı şehrin bir morgunda bu gencin cesedi tam 11 gün boyunca yine yapayalnız bekledi. 11’inci gün, Aile Bakanlığı Isparta İl Müdürlüğü gelip aldı.

Yeterli uzmanlaşmış destek olsaydı M. hayatta yok sayılmazdı.

Kanunlar uygulansaydı, M. ‘ikametgâhı burada değil’ bahanesiyle hakkı olan sosyal yardımdan mahrum bırakılmazdı.

Medyanın ötekileştirici dili, sosyal linç olmasaydı, zaten kimsesi ve sosyal direnci olmayan bir çocuk intihar etmez veya öldürülmezdi.

Herkesin günahı büyük.

 

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/melis-alphan/yetistirme-yurdunda-buyuyen-cocugun-cok-hazin-oykusu-40649255

HABERLER&DUYURULAR

PAYLAŞILAN DOSYALAR

ÜYESİ OLDUĞUMUZ PLATFORM

DESTEK İÇİN