Kadına Şiddette Rakamlar Değil Çözüm Konuşulmalı

 BUGÜN 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü. Kadına şiddetin azalması gerekirken şiddet olaylarına her gün bir yenisi ekleniyor. Geçen yıla oranla bu yıl kadın cinayetleri arttı. 2017’nin ilk on ayında 337 kadın şiddet kurbanı oldu. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü ile konuştuk. Güllü, Aydınlık’a yaptığı açıklamada; kadına uygulanan şiddetteki artışın pek çok sebebi olduğunu fakat temeldeki nedenin ülkemizde toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin giderek artması olduğunu söyledi. Güllü, şöyle konuştu: “Ülkemizde kadına yönelik şiddetin günden güne artmasındaki ana neden bütüncül politikaların olmayışı. Eğitimde, geleneksel rollerde kadını ikincilleştiren tanımlamalar ve destek yayınlar topluma tamamen eşitsizliği pompalıyor. Görsel medya da kadını üretken olarak değil tüketen olarak gösteriyor. Kamusal alanlarda kadının cinselliğinden tedirginlik duyularak, kadın tahrik unsuru görüldüğü için pembe otobüslerin, tramvayların ihdas edildiği bir süreç yaşıyoruz. Dünya ekonomik raporunun cinsiyet eşitliği endeksinde 140 ülke arasında 134’üncü sırada yer alan ülkemizde kadına şiddetin azalmaması hatta artmasındaki ana sebep toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin giderek artmasıdır.”

ŞİDDET HER YERDEN GELİYOR

Canan Güllü, kadın sadece eşinden değil anne-babasından, kayınvalidesinden ve ağabeyinden de şiddet görüyor diyerek sözlerine şöyle devam etti: “Federasyonumuzun 0212 656 96 96 ve 0549 656 96 96 ihbar numaralarına kadınlar çok sayıda ihbarda bulunuyor. 2017 1 Ocak-1 Kasım tarihleri arasında; eş şiddetine uğrayan 374, kayınvalide şiddetine uğrayan 16, anne/baba şiddetine uğrayan 90, ağabey şiddetine uğrayan 12, evlat şiddetine uğrayan 27, erkek arkadaş şiddetine uğrayan 38 kadınımız başvurdu. Henüz yıl bitmedi ama sayılar üzüntü veriyor. Kadın sadece eşinden değil çevresindeki herkesten şiddet görebiliyor. Bu şiddetin son bulması için sadece eşlerin değil bütün bir toplumun dönüştürülmesi gerekiyor.” Şiddetin çözümü için neler yapılması gerektiğini sorduğumuzda ise Güllü, eğitimin önemine değiniyor. ‘Şiddetin önlenmesi için eğitimin temeli ailede atılmalı’ diyen Güllü, sözlerini şöyle sürdürdü: “Eğitim ailede başlar, toplumda sosyal hayat içinde devam eder ve okulda görülen öğretim ile desteklenerek şekillenir. Dolayısıyla aile çok iyi bir rol model olmalı. Ailede kız ve erkek çocuğu, anne ve baba eşit olmalı. Ailesinde kadına değer verildiğini ve kadının erkekle eşit olduğunu benimseyen bireyler kadına karşı şiddet içeren hareketlerde zaten bulunmaz. Eğitimden anlaşılması gereken üniversite mezunu olmak değildir. Ailesinde bu konuda eksiklikler ve yanlışlıklarla büyüyen ve ailede kadına şiddeti normal gören kişiler en iyi üniversite eğitimini almış olsa bile şiddete meyil duymakta ve kadına şiddet uygulamaktadır. Doktor, mühendis, tesisatçı veya işçi olması hiç fark etmez. Aileden alınan eğitimle beyne işlenen kodlar ne ise eylem de o olur. Bunun örneklerine de çok rastlıyoruz.”

Reklamdan sonra devam ediyor 

 

PSİKOLOG, HAKİM DE ŞİDDETİN İÇİNDE

Canan Güllü, üniversite mezunu insanların da eşlerine şiddet uygulayabildiğini örnekleriyle anlattı. “Psikolog bir bey vardı aile danışmalığı yapan. Karısı bize başvurduğunda öğrendik eşine şiddet uyguladığını. Aile hakimi olan bir hakimin de aynı şekilde eşine şiddet uyguladığına tanık olduk.” Güllü’nün çözüm önerileri ise şöyle: “Ölümleri içsellestirip sayıları konuşmak yerine elimizdeki yasalarla önlemeyi konuşalım artık. Çünkü şiddeti önlemek için devletin politikaları şart. Devlet dirayetli ve caydırıcı bir politika uygulamalı. Devlet, kadına şiddet uygulayan hiç kimseye göz yummayacak, cezasız bırakmayacak. Kadına tecavüz edildiğinde‘rızası vardı, gece saat 2’de dışarıda sokakta ne işi var, kadın kırmızı ruj sürmesin, dekolte giymesin, kaş almasın gibi saçma sapan argümanların kullanılması yasaklanmalı. Hele din üzerinden kadının terbiye edilemesi yanlışı asla beslenmemeli. Devlet, bireyleri ve kurumları bilinçlendirmeye çalışmalı. Kadınlar toplumsal hayatta daha görünür olmalı ve karar mekanizmalarında yer almalı. Şiddetin ana kaynağı cinsler arası eşitsizlik diyoruz bizler. Öyleyse bu sorunu giderecek bilinç oluşturulmalı. STK’lar sahada daha çok yer aldıkları için deneyimleri önemsenmeli ve işbirliği ile mağdurların ulaşabilecekleri danışma merkezleri açılmalı. Hükümet eşitsizliği yansıtan ve kadını ikinci plana atan söylem dilinden ve politikalarından uzak durmalı. Mağdurlara yargı yolunda ikincil mağduriyetler yaşatılmamalı.”

GERİCİLEŞMEYİ GÖRMEK GEREK

ÖNCÜ Kadın Genel Başkanı Pınar Gül de Aydınlık’a yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Şiddetle mücadele edilecekse neredeyse 50 yıldır yaşadığımız eğitimde ve sağlıktaki gericileşmeyi görmemiz gerekir. Ürettiğinle değil de tükettiğinle değer gördüğün bir toplumsal yapıda sağlıklı ve düzeyli ilişkiler beklenemez. Kadına yönelik şiddet artık diğer her sorunda olduğu gibi içinde yaşadığımız ekonomik ve siyasi sürecin dışında değerlendirilemez. Dolayısıyla biz kadınların yeniden şiddetin kaynağı olan emperyalizmi ülkesinden kovan, başı dik, eşit, özgür ve mutlu insanların yaşadığı bir ülkeyi kurmak için görev yapma mecburiyetimiz vardır. Bu sadece çocuklarımıza yeni bir dünya kurmak için.”

 

 

Kaynak: https://www.aydinlik.com.tr/kadina-siddette-rakamlar-degil-cozum-konusulmali-yasam-kasim-2017

HABERLER&DUYURULAR

PAYLAŞILAN DOSYALAR

ÜYESİ OLDUĞUMUZ PLATFORM

DESTEK İÇİN