ÇOCUK İSTİSMARI HAKKINDA KAMUOYUNA DUYURU

 
 
  

  

 

 

KAMUOYUNUN DİKKATİNE

Aralarında Suriyeli çocukların da bulunduğu 115 çocuğun cinsel istismar neticesi hamile oldukları için hastaneye başvurduklarına dair korkunç haber, son dönemde artan çocuk istismarı vakalarının bizzat erki elinde tutanlar tarafından neden kamuoyundan gizlenmeye çalışıldığının, neden konuşulmadığının ve neden sadece göstermelik önlemlerle üzerlerinin örtüldüğünün somut bir örneğidir.  Öyle ki, kadınları, çocukları ve mültecileri savunmasız bırakıp en kırılgan  gruba hapseden hükümetin kadın, çocuk ve mülteci konusunda, plansız ve sistemsiz politikaları bu korkunç istismara zemin hazırlamıştır.

Aile ve sosyal politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’ya, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya ve Sağlık Bakanı Ahmet Demircan’a soruyoruz:

1.       Kamuoyuna sıklıkla yansıyan, aralarında Suriyeli kız çocuklarının da bulunduğu, çocukların zorla evlendirildiği,  cinsel istismara ve tecavüze uğradıklarına ilişkin vakalarla ilgili olarak bakanlıklarınız ne gibi derinlemesine çalışmalar yapmakta, çocukları koruyucu ne gibi önlemler almaktadır?

 

2.       Bahsi geçen 115 çocuğun hamilelik sebebiyle hastaneye yaptığı başvuruyla ilişkin görevini yerine getirmemiş olan kamu görevlileri ile ilgili kamuoyunda ciddi bir rahatsızlık oluşmuştur.  Bu vakaya ilişkin olarak öncelikle TCK 280 maddesinin sağlık personeline bildirim yükümlülüğünü zorunlu kılmasına, 2009 tarih ve 25312 sayılı Sağlık Bakanlığı Hukuk Müşavirliği’nin bir karar olmasına rağmen olayları görmezden gelen ve soruşturma açılması yönünde gereğini yapmayan İl Sağlık Müdürü ve hastane içinde bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen ve görevini getireni de yer değişikliği ile cezalandıran hastane yetkilileri suçludur. Ancak asıl suçun büyüğü konuya ilişkin yaptığı açıklamada  “15-18 yaş arası gebeliklerde bildirim cebir, şiddet ve baskı varsa bildirilmesi zorunludur” diyerek konuyu hiçbir adli ve tıbbi veriye dayanmadan “istismar” olmaktan çıkaran İstanbul valisi Vasip Şahin’indir.

 

Bu konuya ilişkin, olayın üzerinin örtülmeyeceğine, görevini ihmal eden kamu çalışanları ile ilgili gerekli yasal yaptırımların yerine getirileceğine dair bakanlıkların kamuoyuna bir güvence vermesi söz konusu olacak mıdır?

 

Kamuoyunu uyarıyoruz;

Skandal 'cinsel istismar' önergesini savunurken 'küçüğün rızası' tanımlaması yapmaktan çekinmeyen Adalet Bakanı’ndan, Ağrı ilinin sığınakta kalan kadınların adresini ailesine bildiren devlet görevlisine kadar, kız çocuğunu cinsel istismardan yargılanan babaya tutuksuz yargılama kararı vererek çocuğu aynı evde babasıyla yaşamaya mecbur eden hakimden, karakolda aile içi şiddet mağduru kadını kocasıyla barışmaya ikna etmeye çalışan polis memuruna kadar herkes bizi bu ülkede çocuklara tecavüzün ve kadına şiddetin günlük haber sayıldığı bir noktaya getirmiş olmaktan dolayı suçludur.

 

 

İşte bu nedenle,  Türkiye’nin imza attığı ve uluslararası bağlayıcılığı bulunun İstanbul Sözleşmesi gereği, bu vakada ihmali bulunan tüm kamu görevlileri hakkında resmi şikayette bulunacağımızı, konudan mesul bakanlıkların görevlerini yerine getirip getirmediklerini izleyerek süreci ulusal ve uluslararası kamuoyu ile paylaşacağımızı ve olayın ortaya çıkmasını sağlayan hastane görevlisi arkadaşımızın yanında olduğumuzu kamuoyuna ilan ediyoruz.

6. kere uzatılan ve bu süreçte OHAL dâhil hiçbir kısıtlama bu ülkede kadınların ve çocukların sesinin kısılması için kullanılamaz. Ses çıkarmaya devam edeceğiz.

Saygılarımızla

 

Canan GÜLLÜ
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HABERLER&DUYURULAR

PAYLAŞILAN DOSYALAR

ÜYESİ OLDUĞUMUZ PLATFORM

DESTEK İÇİN