Kamuoyuna Açık Mektup

  

 

                                                        KAMUOYUNA AÇIK MEKTUP

 

 

 

 Geçtiğimiz hafta kamuoyunda yer alan üç ayrı çocuğun cinsel istismarı vakası, Türkiye’de çocukların en korunaklı alan zannedilen aile içinde dahi ne denli büyük bir risk altında olduğuna dair kamuoyunda tokat etkisi yarattı.  Oysa OHAL  ile eylemsizliğe mahkûm edilmeye çalışılan tüm kadın örgütleri senelerdir bu ülkenin kamuoyunu uyarıyor; Aile zannettiğiniz kadar güvenli bir  yer değil!  

 

Sayın Cumhurbaşkanı,

 

Müftülere nikâh yetkisi veren yasa tartışmaları esnasında kamuoyu ile paylaştığımız  açık mektubumuz da dâhil olmak üzere şahsınıza seslendiğimiz onlarca çağrımıza hiçbir zaman  cevap vermediniz. Oysa  çocuğa karşı cinsel sömürü ve istismarın önlenmesi siyasi irade gerektiren bir çabadır. Buradan kadın ve çocuk alanında çalışan sivil toplum kuruluşları olarak taleplerimizi bir kez daha tekrarlıyoruz:

·       Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Çocuk Hakları İzleme Komitesi’nin daimi bir komisyona dönüşmesi ve Aile ve Sosyal Politika Bakanlığı teşkilat yapılanmasında içinde çocuğun savunuculuğunu yapacak “çocuk koruma görevlisi” adi altında yeni bir yapı kurulması,

·      Avrupa Konseyi Çocuğun Cinsel Sömürü ve İstismardan Korunması (Lanzarote) Sözleşmesi (özellikle 18-24 arasındaki maddeler temelinde) ve diğer ilgili uluslararası yasalar ışığında Anayasa ve yasalarda değişiklik,

·      İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere Türkiye’nin imza koyduğu uluslararası anlaşmaların eksiksiz uygulanması,

·      Çocuğun cinsel sömürü ve istismardan korunması için kayıt sistemi ve düzenli, ayrıştırılmış istatistik sistemi,

·       Çocuğun cinsel sömürü ve istismarı suçu faillerin kaydı ve bir daha bu sucu islememeleri için izlenmeleri,

·       Erken çocukluk döneminden başlayarak çocuklar için, anne-babalar için, çocuklara bakım ve eğitim hizmeti verenler için ve çocuklarla çalışan profesyoneller için Avrupa Konseyi’nin 5te1 Kampanyası ve benzeri bilgilendirme kampanyaları ve eğitimleri Aile Sosyal Politika Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından STK ların katılımıyla yapılmalı,

·        Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okul müfredatlarına konulacak toplumsal cinsiyet eşitliği ve cinsel ve üreme sağlığı eğitimi,

·       Çocuğa karşı cinsel sömürü ve istismarın önlenmesine yönelik kanıtlara dayalı uygulamalar geliştirmek için politika kararlarını almamızı sağlamak amacıyla vaka ve yaygınlık oranları, zaman içindeki eğilimleri ve olguların coğrafi dağılımını anlamamızı sağlayacak, risk faktörlerini belirleyici epidemiyolojik araştırmalara destek sağlanması,

·       İstismar mağduru çocuğun rehabilitasyonu zorunluluğunun yasal güvenceye alınması.

·       Erken yaşta evlendirilmenin cinsel sömürünün araçlarından biri olduğu dikkate alınarak, özellikle kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesinin önüne geçecek özel önlemler,

·       Çocuğun istismarı vakalarında toplum vicdanını yaralayan cezasızlık pratiğine son verilmesi ve iyi hal indirimlerinin kesinlikle uygulanmaması,

·      Konu hakkında çalışan yargı, kolluk, sağlık çalışanları ile STK işbirliğinin sağlanması

TKDF son 10 yıldır Türkiye’de ensest gerçeğini  çalışan bir kurum olarak çocuğun cinsel istismarına ilişkin gerekli uyarıları yaptığında  linç edildi,  tehdit edildi ve gazetelerde hedef gösterildi. Yetmedi, bu gazeteleri yargıya şikâyet ettiğimizde 3 mahkemeden itirazımıza ret yanıtı aldık.  Oysa  dünden beri, sadece geçen hafta haberlere  yansıyan 3 yaşında tecavüze uğrayan kız çocuğunun, 4,5 yaşında babası tarafından sistematik tecavüze uğrayan kız çocuğunun ve 17 yaşında tecavüz edilip öldürülen kız çocuğun haberlerine tepkili, vicdanı rahatsız, kurumumuz öncülüğünde sesini yükseltmek, sokağa çıkmak, tepki göstermek isteyen, sessizlikten bıkmış binlerce vatandaştan çağrı aldık.

 

 Bu çağrılara yanıt verebilmek adına taleplerimizi tekrar yüksek sesle dile getiriyor ve kamuoyunu çok acil harekete geçmeye çağırıyoruz

 

Cinsel sömürü ve istismara maruz bırakılan çocuklar bu ülkenin utancıdır. Kadın örgütleri onlarca senedir cinsel suçların yasal ve toplumsal olarak yok sayılmadığı bir toplum için var gücüyle çalışıyor. 

 

 TKDF olarak davaların takipçisi olmaya devam edeceğimizi bir kez daha ilan ediyor, siyasileri, konuyu “idam” üzerinden son derece popülist ve kabul edilemez bir eksene çekmeden tartışmaya ve mücadele etmeye davet ediyoruz.

Saygılarımızla,

 

Canan GÜLLÜ

TKDF Başkanı

 

 

 

 

 



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HABERLER&DUYURULAR

PAYLAŞILAN DOSYALAR

ÜYESİ OLDUĞUMUZ PLATFORM

DESTEK İÇİN