Türkiye'de 'Kadının Yeri' Tartışması Yaşanıyor

 

TBMM’de 28 Mart akşamı düzenlenen etkinlikte kadın tiyatro sanatçılarına sahne yerine salon kenarında ayakta dikilme görevi verilmesi olayı, Türkiye’de ‘kadının yeri’ bağlamında tepki çekiyor.

TBMM Başkanlığı’nın ev sahipliğinde 28 Mart akşamı Çanakkale Zaferi’ni anımsatmak maksadıyla Devlet Tiyatroları’nın gerçekleştireceği etkinlikte, kadın sanatçılara sahne yasağı getirilmesi nedeniyle CHP, HDP, ilgili meslek ve kadın örgütleri tepkilerini sürdürüyor. TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın olayı reddetmek üzere “Bu bir tiyatro gösterisi değildi” açıklaması kamuoyunda ve özellikle kadın sanatçılarla örgütlerinde tepkileri sonlandırmadı. Kahraman’ın olayı “yalan” olarak nitelendirmesine karşın etkinliğe ilişkin görüntülerde; Kahraman’ın da aralarında olduğu seyirciler karşısında sahne bölümünde sadece erkek sanatçılar varken, Kahraman’ın bulunduğu protokol sırasının göremeyeceği şekilde kadın sanatçıların salonun yanında durdukları görülüyor.

TBMM’de yaşanan olay, sadece tiyatro sanatı açısından değil AKP iktidarı döneminde kadın haklarında “geriye gidiş” olarak değerlendirilen gelişmeler nedeniyle tepki topluyor. TBMM’deki olay, kadına yönelik şiddet vakalarında artış yaşanması, evlilik meselesini “laiklik” kavramı dışına çıkardığı gerekçesiyle kadın örgütlerince tepki gösterilmesine rağmen müftülüklere resmi nikah kıyma hakkı tanınması gibi konularla birlikte yorumlanıyor.

Türkiye’de en son TBMM’de yaşanan olay üzerine kadınlar, “Kadınlar Her Yerde” sloganıyla sadece sanat değil pek çok alanda kadın haklarıyla ilgili olumsuz gelişmelere dikkat çekerek, toplumsal hayatta var olacakları mesajını vermeyi sürdürüyor. Bir yandan da kadın sanatçılar da “Kadınlar Sahneye” ve “Sahne Kadınların” etiketleriyle pek çok protesto etkinliğine de imza atmayı sürdürüyor.

Olay nasıl ortaya çıktı ve TBMM Başkanlığı ne dedi?

TBMM’de 28 Mart akşamı yaşanan olay, 29 Mart’ta Birgün Gazetesi’nde haber olmasıyla birlikte sosyal medya başta olmak üzere kamuoyunda ilgiyle takip edildi. Birgün Gazetesi’ndeki habere göre; Devlet Tiyatroları (DT) sanatçıları söz konusu olduğu için görevleri kaybetme endişesi nedeniyle etkinlikte görevli kadın sanatçılar, olay hakkında doğrudan açıklama yapamadı. Haberde, provalarda kadınlar da sahne bölümünde Çanakkale Türküsü’nün söylenmesinde erkeklere eşlik ederken, etkinlik sırasında ise sadece erkeklerin sahnede kaldığı anlatıldı. Ankara’daki sanatçı ve kadın örgütleri de, TBMM Başkanlığı’nın isteği üzerine etkinlikte son dakika değişiklik yapıldığını ve sahnede olmaları planlanmış kadın sanatçılara salon kenarında ayakta beklemeleri talimatı verildiğini bildirdi.

TBMM Başkanlığı ise, Birgün Gazetesi’nin haberiyle birlikte kamuoyundaki tepkiler üzerine 29 Mart günkü yazılı açıklamasıyla haberi “dezenformasyon” olarak değerlendirdi. Açıklamada, Çanakkale şehitleri anısına Devlet Tiyatroları’nın 10 dakikalık gösteri yaptığı ve bunun kadın - erkek sanatçılardan oluşan bir grup tarafından icra edildiği bildirildi. Ancak açıklamada, neden sadece erkekler sahne bölümündeyken kadın sanatçıların sahnede değil de salon kenarında durduğu konusuna değinilmedi. Aynı gün Devlet Tiyatroları’ndan yapılan yazılı açıklamada da, TBMM Başkanlığı’nın açıklamasına benzer ifadeler kullanıldı ve “Kadın ve erkek sanatçılarımız, TBMM tören salonunun iki tarafında ve katılımcıların arasında yerlerini almış, toplantının başında 10 dakikalık bir gösteri düzenleyerek 'Çanakkale Türküsü'nü ve Mehmet Akif Ersoy'un 'Çanakkale Şehitlerine' şiirini birlikte icra etmişlerdir” denildi.

TBMM Başkanı İsmail Kahraman ise, 1 Nisan günü Dolmabahçe Sarayı’ndaki bir başka etkinlikte devam eden tepkilere yanıt verdi ve “kadın” kelimesi yerine sıklıkla “hanım” ifadesini kullanarak, kadınlara ayrımcılık yapılmadığını savundu. Kahraman, “Yapılacak iş sadece ve sadece Çanakkale Türküsü’nü söylemek. Söyleyenler içinde 16 tane hanım ve 13 tane erkek var. Toplamda 29 kişi var. Herkesin alkışladığı, memnun kaldığı bir program. Arkasından şehitlik ruhuna sahip olmayan, tarih duygusuna sahip olmayan, Çanakkale'nin duygusunu bilmeyenler, 'Meclis Başkanı ne yaptı biliyor musunuz? Ne yaptı? Kadınları koymadı.' Ya nasıl koymadı? O sahnede...Sahne yok ki. Sahneye zaten üç tane koltuk var. Orası sahne değil. Tiyatro eseri değil. Sadece marşın, türkümüzün söylendiği bir hadise. Devlet Tiyatrosu bir bildiri yayınladı, anlattı. Meclis Başkanlığı anlattı. Ruh, duygu, dürüstlük, şahsiyet, haysiyet lazım. Müthiş bir faaliyet yaptık. Hiç ondan bahsetmek yok. Çanakkale ruhuymuş, Gazi Meclis’miş... Hanımlar konmadı. Dolu her taraf..” dedi.

Sanatçı ve kadın örgütleri ne dedi?

TBMM Başkanlığı’nın açıklamasını “inandırıcı” bulmadıklarını ilan eden CHP’li milletvekilleri, sanatçı ve kadın örgütleri ise, 29 Mart gününden bugüne tepkilerini farklı etkinlikler ile gösteriyor.

Olaya ilişkin sanat camiasından ilk tepki Oyuncular Sendikası tarafından 29 Mart gününde hemen gösterildi. Oyuncalar Sendikası’nın açıklamasında, Devlet Tiyatroları’nın aynı günkü açıklamasını adeta yalanlandı ve şunlar dile getirildi:

“Dün (28 Mart) akşam saat 20.00’de Türkiye Büyük Millet Meclisi F Blokla yer alan salonda ve yaklaşık 350 kişinin izleyici olarak katıldığı Çanakkale Şehitlerini Anma Gecesi’nde, gösteriye 1 saat kala kadın oyuncuların sahnede yer almaması yönünde bazı yetkililer tarafından gösteriye müdahale edildiği ve kadın oyuncuların sahnede görevlerini yapmak yerine, sahne kenarında merdivenlerde ya da sahne arkasında beklemeye zorlandığı bilgisi tarafımıza ulaşmıştır. Yaptığımız araştırmalar sonucunda da olayın yaşandığını destekleyen bilgilere ulaşılmıştır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurucusu olduğu TBMM’deki bu çağdışı müdahalenin sebebinin, hangi gerekçe ile bu müdahalede bulunulduğunun ve hangi yetkililer tarafından bu talimatın verildiğinin ivedilikle kamuoyuna açıklanması gerekmektedir. 1934 yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkı veren mecliste, 2018 yılında kadınların sahnede yer alması engelleniyor! Bu vahim duruma sebebiyet veren tüm yetkilileri istifaya davet ediyoruz. Başta kadın örgütleri olmak üzere, tüm meslektaşlarımızı ve sivil toplum kuruluşlarını hesap sormaya ve istifa çağrımıza katılmaya davet ediyoruz.”

Oyuncular Sendikası’nın Twitter’da paylaştığı ve haberlere konu olan “hesap sorulması ve istifa çağrısı” yaptığı yazılı açıklamasıyla birlikte pek çok sanatçı, sivil toplum örgütleri ve CHP ile HDP’li vekiller, TBMM Başkanlığı’nı hedef almaya başladı. Twitter başta olmak üzere sosyal medyada “İsmail Kahraman İstifa” etiketiyle birlikte kadınlar, Türkiye’nin ilk kadın tiyatro sanatçısı Afife Jale’den beri sahnede olduklarını anımsatan paylaşımlar yapıyor. Ancak konu sadece sanat alanıyla sınırla kalmadığından mesela DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, iş hayatında ve gerektiğinde grev gibi eylemlerdeki kadınları anımsatıyor. Kadın Meclisleri, Halkevleri gibi pek çok örgüt de sokakta, toplumsal yaşamda her yerde kadın varlığını vurgulayan paylaşımlarda bulunuyor. Keza Kadın Cinayetlerini Durduralım Platformu da, kadına yönelik şiddettin kadına eve hapse zihniyetinden kaynaklanan örneklerini gündeme taşıyor.

Güllü: “Türkiye’de kadının yerine ilişkin bakış açısını yansıtıyor”

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) Genel Başkanı Canan Güllü’ye göre; TBMM’de yaşanan olayı, “kadınlara sadece tiyatro sahnesinde yasak getirilmesi” gibi algılamamak önemli. Güllü, TBMM’de yaşananları, Türkiye’de son yıllarda kadınlara nasıl yaklaşıldığını göstermesi bakımından sembolik buluyor.

Amerika’nın Sesi’ne değerlendirmelerini aktaran Güllü, “Bu olayı, neden kadınlar sahneye çıkarılmadı ve erkek sanatçılar neden buna rağmen sahne aldı gibi sorulardan öte anlamıyla ele almak lazım. Bu olay, Türkiye’de son 16 yıllık kadına bakış açısını değerlendirmede önemli gösterge. Bu olay, sadece tiyatro sahnesi için geçerli değil. Sadece TBMM’de değil kadınların toplumsal yaşamda ötekileştirilmesi, görünmez olması adına pek çok gelişmenin olduğu günleri yaşıyoruz. Karar mekanizmalarında, özel ve kamu sektörlerinde, eğitimde yani her alanda olumsuz gelişmeleri görüyoruz” diye konuştu.

TBMM’de kadınların olmadığı günler mi olacak?

Güllü, TBMM çatısı altında “Kadın – Erkek Eşitliği Komisyonu” kurulması aşamasında son dakikada iktidar partisince verilen önergeyle “fırsat” kelimesi eklenerek komisyon kurulduğunu hatırlattı. Güllü, ancak halen faaliyette olan TBMM Kadın – Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun kurulduğu dönemde Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı ve AKP’li Burhan Kuzu’nun ilginç bir fikri ortaya attığını da açıkladı. Güllü, “O dönemde Kuzu, ‘Bu Meclis’te kadınların olmadığı günleri göreceksiniz’ demişti. Şimdi acaba o günlere doğru mu ilerliyoruz diye düşünüyoruz. Mesela, TBMM’de, siyasi karar mekanizmalarında bugün kadınlar var gibi görünüyor ama kendi haklarını savunamıyorlar. Bakıyorsunuz kadın vekiller, kadın haklarını savunmak için bir araya gelemiyorlar. Kadın haklarıyla ilgili tartışmalarda erkek vekiller konuşuyor” dedi.

Pek çok konuda Türkiye’deki gelişmelerde eril zihniyeti gördüklerini belirten Güllü, “Kürtajda kadın bedeni üzerinden hareket etme, yine sezaryen veya normal doğum gibi kadın bedeni üzerinden kararlar verme söz konusu. Hükümet’in tüm bu kararlarında eril zihniyet var. Keza müftülüklere, imamlara resmi nikah yetkisi verilmesinde, Anayasa Mahkemesi’nin de bu yetkiyi onaylamasında bunu görüyoruz. Boşanmak istediği için öldürülen çok sayıda kadın varken Meclis’te ‘boşanma komisyonu’ kuruluyor. Tüm bunlar, kadınları ayrıştırmak ve kadın-erkek eşitliğinin bir hayal olduğunu yansıtmak için yapılar çabalar. Kadını görünmez kılmayı amaçlayan Sayın TBMM Başkanı’nın verdiği cevapları da kadınları maalesef aşağılıyor” ifadelerini kullandı.

“Kazanılmış haklarımız kalmadı”

Güllü, son olarak çocuklara istismar konusunda tasarı metni hazırlandığını ve bu tasarıda 12 yaşındaki çocuğa tecavüz edene 50 yıl ceza verilmesi gibi bir hüküm olduğunu kaydetti. Güllü, “Adeta 50 yıllık ceza nedeniyle gurur duyuluyor. Oysa zaten Türkiye’nin de kabul ettiği Birleşmiş Milletler (BM) sözleşmesi uyarınca 18 yaş altı çocuktur. Ama sanki tasarıda, kız çocuklarını 12 yaşından itibaren kadın görme hali var. Oysa 18 yaş altındakiler bizim çocuklarımız. Ama cemaat ve tarikatlardan alınacak potansiyel oylara zarar verilmemesi yönünde planlamalar yapılıyor. Türkiye maalesef bu tarz yönetimi hak etmiyor. 18 yaş altı evlilikten endişe ediyoruz ki 660 bin kız çocuğu örgün eğitimden ayrıldı. Sadece bu değil kadınlara tecavüzlerde de acı olaylar yaşanıyor. Devletin üniforması içerisinde canımızı emanet ettiğimiz polise, jandarmaya güvenmek istiyoruz” dedi.

Artık adalet değil Türkiye’nin “merhamet adaleti” dönemine girdiğini ve bunun yanlışlığını vurgulayan Canan Güllü, “2002-2007 AB sürecine gitmek adına CEDAW’ın da uygulanabirliği açısından iyi enerji yakalanmıştı. Kadın haklarında ilerlemeler söz konusu olabiliyordu. Ancak 2007’den sonra sözler kaale alınmamaya, sivil toplum dinlenmemeye ve tek tek haklarda geriye gidiş oldu. Bugün artık ne yazık ki kazanılmış elimizde hiçbir hak kalmadı diyorum” sözleriyle tepkisini aktardı.

 

 

Kaynak: https://www.amerikaninsesi.com/a/turkiye-de-kadinin-yeri-tartismasi-yasaniyor/4336128.html

HABERLER&DUYURULAR

PAYLAŞILAN DOSYALAR

ÜYESİ OLDUĞUMUZ PLATFORM

DESTEK İÇİN