Dul ve yetim aylığı kadar başınıza taş düşsün!

Ekonomik krize karşı dul ve yetim aylıklarının kaldırılmasını öneren Prof. Dr. Ergün Yıldırım’a iki çift lafımız var. Cinsiyetçiliğiniz ve cehaletiniz yarışıyor!

Okurlarımızın affına sığınarak sorulara bugün için ara vererek önemli bir konuya değinmek istiyorum.

Ergün Yıldırım diye bir zat-ı muhterem var. Yeni Şafak Gazetesi’nde köşe yazıyor. Aynı zamanda “akademisyen” kendisi, hem de profesör. Bir dönem dekanlığını da yaptığı Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde “ders” veriyor.

 

BİR İSTİKRAR ABİDESİ!
Aslında kamuoyunun çok yabancı olduğu bir isim de değil kendileri.

2011 yılında “Yeni Türkiye’nin Yeni Aktörleri Ak Parti ve Cemaat” diye kitap çıkarmış FETÖ’ye övgüler düzmüş; cemaat ile iktidarın arası bozulup, cemaat “kötü çocuk” olunca da “Öznenin Ölümü” diye bir kitap yazıp tam tersi yöne çark etmişti.

Çok istikrarlı, çok!

 

ADETA BİR DERYA DENİZ!
İstikrarının yanı sıra engin bilgisi ile de göz kamaştıran bir yazar/akademisyen.

Örneğin tüm AB ülkelerinde yasak olmasına rağmen Almanya’da bir eyalette idam cezası olduğunu canlı yayında söyleyecek kadar derin bir birikime sahip.

 

HAYAL GÜCÜ DESENİZ, O DA VAR!
Hayal gücünü ise kelimelerle tarif etmek mümkün değil.

Referandum sürecinde vapurda “hayır” şarkısı söyleyen gençlerin gözaltına alınması eleştirildiğinde“Canım şarkı söylesin de peki ya sesiyle şiddet üretiyorsa...” diye yanıt verebiliyor.

 

VİCDAN, ADALET, HEPSİ ONDA!
Vicdan derseniz onda, adalet dersiniz onda!

Engellilere ve şehit yakınlarına vergi indirimi uygulamasını adalete aykırı buluyor mesela.

Malum ekonomik kriz geldi kapıya dayandı. Hiç endişeniz olmasın Ergün Yıldırım’ın buna da bir çözüm önerisi var.

Ergün Yıldırım, dul ve yetim aylıklarına gözünü dikmiş durumda…

 

ASLINDA DERDİ KADINLARLA
Ergün Yıldırım diyor twitterda: “Ölen insanların maaşları da ölsün. Dünya kadar istismarcı var. Doğru olan yetişkin insanın kendi emeği ile geçinmesi. Geride çocuklar varsa yetişkinliğe kadar alsınlar. Bunun dışındakilere hala ölen ve çalışmayan biri adına maaş ödenmesi gayri ahlaki”.

Ergün Yıldırım’ın “bunun dışındakiler” diye bahsettiği aslında kadınlar. Çünkü bir başka twitinde şöyle diyor Ergün Yıldırım; “Peki karısından dul aylığı alan erkek var mı? Modern eşitlikçi hukuka göre neden yok?”

Nafakaya da kafayı takmış durumda Yıldırım, boşanmaya da! Mideniz kaldırırsa açın bakın twitter’ına, “Siz boşamayın o sürünsün! Dişe diş göze göz!” diye akıl veriyor erkeklere!

 

BİR CEHALET ÖRNEĞİ
Ergün Yıldırım, bu yazdıklarıyla sadece cinsiyetçiliğini ve kadın düşmanlığını değil, cehaletini de bir kez daha gözler önüne seriyor.

Profesör olduğuna göre okuma yazması, twitter kullanabildiğine göre internet erişimi olduğunu varsayıyorum…

Üniversitede ders veren, gazetede köşe yazısı yazan bir adam, bu twitleri atmadan önce bırakın sosyal güvenlik kitaplarına, internete bile bakmıyor. Google’a “erkekler dul aylığı alır mı” diye yazsa öğrenecek işin aslını ama buna gerek duymuyor.

 

DUL AYLIĞINI KADIN DA ALIR ERKEK DE
Ergün Yıldırım bilmiyor olabilir ama dul aylığı kadınlara özgü bir hak değildir. Erkekler de dul aylığı alır. 

Dul ve yetim aylığının yasal adı “ölüm aylığı”, yasal dayanağı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası’nda düzenlenen “ölüm sigortası”, kaynağı ise vefat eden kişinin yaşarken ödediği sosyal güvenlik primleridir.

Ölüm aylığından yararlanmak için dul eşin erkek ya da kadın olması fark etmez. Dul eşin sigortalı çalışıyor olması ya da SGK’dan gelir alıyor olması da ölüm aylığından yararlanmaya engel oluşturmaz, sadece aylık oranını etkiler.

Vefat eden eşin 1.800 gün sosyal güvenlik primi varsa ya da vefat eden eş 4-a’lı (SSK’lı) ise 5 yıl sigortalılığı ve 900 gün primi varsa; dul eşe ölüm (dul) aylığı bağlanır. Vefat eden eş kadın ise erkeğe, vefat eden eş erkek ise kadına aylık bağlanır.

Yani Ergün Yıldırım’ın araştırmadan, incelemeden, cahil cesaretiyle “yok” dediği hak aslında var. “Modern hukuk”, cinsiyetine bakmadan –bazı yasal koşullar altında- dul eşe aylık bağlar.

Hak bilincine sahip olanlar, aylığın bağlanması değil, aylık için aranan ve çok sayıda insanı mağdur eden koşulları eleştirir. Olmayanlar ise bu hakkın kendisini!

 

YILDIRIM’IN İSTİSMAR DENKLEMİ
Gelelim istismar meselesine. Ergün Yıldırım’ın basit bir mantığı var. Bir hak istismar ediliyorsa, o hak kaldırılmalıdır! Kendileri iletişim fakültesinde ders veriyor. Bu mantıktan hareketle, iletişim hakkı istismar ediliyorsa, iletişim hakkı da kaldırılmalı sonucuna varabiliriz. Umarım derslerinde böyle şeyler anlatmıyordur!

Kaldı ki Ergün Yıldırım’ın haberi olmayabilir ama SGK muhtemel istismarlara karşı zaten önlem alıyor. Hatta bazen kantarın topuzunu bile kaçırabiliyor. Örneğin ölen babasından yetim aylığı almak için eşinden kâğıt üzerinde boşanan ancak eşiyle birlikte fiilen evliliğini sürdürenlerin aylığı –bu durum tespit edildiğinde- kesiliyor ve ödenen aylıklar faiziyle birlikte geri tahsil ediliyor.

Ancak Ergün Yıldırım, “istismara karşı daha güçlü önlemler alınsın, daha sıkı denetimler yapılsın” demiyor. “Madem bu hakkı istismar edenler var, bu hak tümüyle kaldırılsın” demeye getiriyor.

Bu denkleme göre, başkasının üzerine ilaç yazdıran varsa sağlık hakkı, trafikte emniyet şeridinde giden araç varsa ulaşım hakkı, sınav sorularını çalıp üniversiteye giren varsa -ki onları iyi tanır Yıldırım, 2011’de çıkardığı kitapta yere göğe sığdıramamıştı onları- eğitim hakkı kaldırılmalıdır!

Bir kez daha hatırlatmak istiyorum, bu zatın isminin önünde profesör unvanı var, üniversitede ders veriyor…

 

GAYRİ-AHLAKİYMİŞ, AHLAKIN BATSIN!
Ergün Yıldırım’a göre –yetişkin olmayan çocuklar haricinde- ölen sigortalının eşi ve çocuklarına aylık ödenmesi gayri-ahlakiymiş.

Öncelikle şunu belirteyim: Dul ve yetimin aylığına göz dikebilecek kadar çürüyen ahlakınız batsın!

Demokratik ve laik bir hukuk devletinde (ben demiyorum, Anayasa diyor) sosyal güvenlik, Anayasal bir haktır ve yasalarla düzenlenir. Sosyal güvenlik hakkının yeterli ya da yetersiz olduğu tartışılabilir ama ahlaki olup olmadığı tartışılamaz. Sosyal güvenliğin kapsamı belirlenirken, kişiden kişiye göre değişen “ahlaka” bir ölçüt olarak başvurulamaz.

Demokrasi, laiklik, hukuk devleti gibi değerleri az çok benimsemiş biri, sosyal güvenlik hakkını “ahlak” bağlamında tartışmaz.

Temel hakları “ahlak” bağlamında tartışmaya başlarsak, kız çocuklarının eğitimine devam etmesini “gayri-ahlaki” bulanların hiç de az sayıda olmadığı bir ülkede, kız çocuklarının eğitim hakkını da tartışmaya açmış oluruz.

 

AHLAK ABİDESİ İÇİN BİR ÖRNEK
Somut bir örnekten gidelim. 25 yıl sigortalı çalıştıktan sonra emekli olan, emekli aylığı ile geçinen, evli, 45 yaşındaki eşi çalışmayan, ikisi de eğitimine devam eden biri 20 yaşında oğlan biri 15 yaşında kız çocuğu olan 50 yaşındaki erkek işçi yaşamını kaybettiğinde, işçinin hem dul eşine hem de iki çocuğuna ölüm aylığı bağlanır. Dul eş, vefat eden işçinin emekli aylığının yüzde 50’si oranında dul aylığı, her bir çocuk da yüzde 25’i oranında yetim aylığı alır.

Ergün Yıldırım’a göre ölen kişinin maaşı da ölmeli. Dul eşe maaş bağlanmamalı. Çocuklara ise yetişkinliğe kadar maaş bağlanabileceğine hükmediyor yüce gönüllü Yıldırım.

Yıldırım’ın ilk öğrenmesi gereken şey şu: Bu işçiye emekli aylığı, yıllar boyunca çalıştığı ve sigorta primi ödendiği için bağlanmıştır. Yani bu aylık, emeğinin ve ödediği primlerin karşılığıdır.

Bu işçi, 25 yıl boyunca, sadece emekli olduğunda kendisine değil vefat ettiği takdirde geride bıraktığı ailesine de aylık ödenmesi için çalışmış ve prim ödemiştir.

Yani Yıldırım’ın ima ettiği üzere bir “bedavacılık” söz konusu değildir.

Bu işçinin eşi yeniden evlenene kadar, erkek çocuğu –eğitimine devam ettiği takdirde- 25 yaşını doldurana kadar, kız çocuğu ise sigortalı çalışmamak kaydıyla evlenene kadar bu aylığı alabilecektir.

 

45 YAŞINDAKİ DUL EŞ AYLIK ALMASIN MI?
Ergün Yıldırım istiyor ki bu dul eşe aylık bağlanmasın. Çünkü Yıldırım’a göre 45 yaşında eşini kaybeden, tek başına iki çocuğunu okutmak zorunda kalan bu kadın kendi emeği ile geçinmeli!  

Peki, her 4 kadından yaklaşık sadece 1’inin çalışabildiği, kadın işsizliğinin erkek işsizliğinin üzerinde seyrettiği, üniversite mezunu kadınların işsizlik oranının yüzde 20’leri bulabildiği bir ülkede 45 yaşında, daha önce çalışma deneyimi olmayan ve muhtemelen de istihdamını kolaylaştırabilecek eğitim ve mesleki becerilerden de yoksun olan bu kadın nasıl iş bulacak?

Ergün Yıldırım’ın bu soruya verecek bir yanıtı yok. Ancak basit bir çözümü var. Bu kadın dul aylığı almasın! Ya yeniden evlensin ya da iş bulup çalışsın!

Evet, yetişkin insanlar kendi emeği ile geçinmeli. Ama bunu sağlamanın yolu insanların en zor zamanlarında hak ettikleri aylığı kesmekten değil; istihdam olanaklarını artırmak, kadın istihdamını geliştirmek, çalışma koşulları ve ücretleri iyileştirmekten geçer.

Ancak umurunda mı Ergün Yıldırım’ın! Dul kadın aylık almasın da ne olursa olsun!

 

ÇOCUKLAR İLANİHAYE AYLIK ALMIYOR
Erkek çocukları bakımından her koşulda bir yaş sınırı var. Ergün Yıldırım bilmiyor olabilir belki ama erkek çocuklar 18 yaşına kadar, eğitimlerine devam etmeleri kaydıyla da en fazla 25 yaşına kadar emekli aylığı alabiliyor.

Kız çocukları için durum biraz farklı. Kız çocuğuna bağlanan yetim aylığı iki durum da kesiliyor. Birincisi kız çocuğunun sigortalı çalışmaya başlaması. Bunun tek istisnası, babanın 4-c’ye (Emekli Sandığına), kız çocuğunun ise 4-a (SSK) ya da 4-b’ye (Bağ-Kur) tabi olması Aksi her durumda kız çocuğu sigortalı çalışmaya başladığı anda dul aylığı kesilir. Öte yandan evlendiği anda –çalışsın ya da çalışmasın- kız çocuğunun aylığı yine kesilir. Yani kız çocukları için de anne ya da babalarından kalan aylık sonsuza kadar devam etmiyor, bir yerden sonra Yıldırım’ın deyişiyle “ölüyor”.

Kız çocuklarının sigortalı çalışmamaları ve evlenmemeleri kaydıyla 25 yaşından sonra da yetim aylığı alabilmesinin sosyolojik dayanağı ise Türkiye’de kadın istihdamının son derece sınırlı düzeyde olmasıdır. Türkiye kadın istihdamında Avrupa sonuncusudur, Dünyada ise en kötü 25 ülke arasındadır. Bunu göz ardı edip, “erkek çocuklarının kesiliyorsa, kız çocuklarının da aylığı kesilsin” demek, ülke gerçeklerine aykırıdır. Kadınlara sağlanan bu sınırlı “pozitif ayrımcılık” sosyal güvenliğin, adaletin ve ülke gerçeklerinin gereğidir.

Sonuç olarak “Geride çocuklar varsa yetişkinliğe kadar alsınlar” diyenYıldırım’ın yokmuş izlenimi yarattığı kural ve sınırlar aslında zaten var! Bu bilgilere ulaşmak için Google’dan basit bir arama yapmak bile yeterli. Ancak bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlara muazzam bir örnek teşkil eden Yıldırım’ın zaten doğru bilgiye ulaşmak gibi bir derdi yok. Atıyor twiti çekiliyor kenara! Maksat gündem olsun…

 

TV’LERE ÇIK(A)MAYAN YILDIRIMIN DRAMI…
Geçen yıl Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanlığından istifa etmek zorunda kaldı Ergün Yıldırım. Giderken de “çeyrek yüz yıldır savunduğu siyasetin kendini yalnız bıraktığını” söyledi. Kulislere göre TRT yönetimine bile düşünülüyordu adı. Ancak “dün yenen hurmalar” bir anda yıldızını söndürdü Yıldırım’ın.

Canlı yayınlara da çağırmıyorlar muhtemelen artık. Gerçi twitter’da “O çok anlam verdiğiniz tvlere de çıkmıyorum artık. Onlar bana değil ben onlara anlam verdim” diyor.

Bir köşesi bir de twitterı kaldı elinde. Gündeme gelmek için hak düşmanlığına, kadın düşmanlığına sardırıyor demek ki…

Bu drama sessiz kalamazdık!

 

Kaynak: https://ekmekvegul.net/haklarimiz-var/dul-ve-yetim-ayligi-kadar-basiniza-tas-dussun 

HABERLER&DUYURULAR

PAYLAŞILAN DOSYALAR

ÜYESİ OLDUĞUMUZ PLATFORM

DESTEK İÇİN