KADIN OLMAK YETMEZ BİLMEK DE LAZIM

 Dünyanın en ünlü moda dergisi Vogue, bir süre önce, sayfalarında 18 yaşından küçük modellerin fotoğraflarını kullanmama kararı aldı.

- Fransa Senatosu, ‘Çocuklar cinsel objeye dönüştürülüyor’ diye, 16 yaşından küçüklerin katıldığı güzellik yarışmalarını yasakladı.

- Belçika Sosyal Müfettişliği, bir süre önce, güzellik kavramının bir çocuğun neredeyse hiç kontrolünün olmadığı bir konu olduğunu ve miniklerin ruh sağlığını bozduğunu gerekçe göstererek, çocuk güzellik yarışmalarını yasakladı.

Başlık ve örnekleri durduk yere yazmadım.

Geçtiğimiz hafta, 15 yaşındaki Derin Talu’nun mayolu fotoğraflarını yayınlayan medya kuruluşlarını eleştirmiştim.

Gördüm ki, medya sektörü de dahil, çocukların korunmasına dair bilgisi olmayan ama fikri olanlar var. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin hazırladığı ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitlikçi Haber Kılavuzu’nun 69’uncu sayfasında yazanlar bile, başlı başına yeterli aslında, ne olduğunu anlamak için. ‘Derin Talu yürek hoplattı’ ve ‘Derin Talu nefesleri kesti’ gibi kalıplaşmış tanımlamaları kullanmamak gerek diyor rehber.

Üşenmedim, bir arama motoruna, “Yürek hoplattı”, “Nefesleri kesti” diye yazdım, bir sürü haber buldum.

15 yaşındaki bir çocuktan böyle bahsedilmesi doğru mu?

Bazen bilmese de hatırlayabilir insan... RTÜK’ün 2000 yılında ‘Elite Model Look’ yarışması yayını nedeniyle, bir televizyon kanalına verdiği kapatma cezasını   hatırladınız mı?

O dönem tüm pedagog ve  psikologlar, çocukları korumak adına bu karara destek vermişti.

Tek olmasına karşın, canımı fazlasıyla sıkan bir tepki de, “Mayo giyen kadın, çocuk ya da yetişkin olsa da tecavüzü mü hak ediyor, çocuk gelinlerle konunun ne alakası var?” oldu.

Öğrencisini taciz eden okul yöneticisine karşı Saadet Öğretmen’le İzmir Adliyesi önünde bekleyen, Türkiye Kadın Dernekleri Konfederasyonu’yla çok sayıda dosyada birlikte çalışan, Çocuk İstismarı ve İhmali ile Mücadele Derneği yöneticileriyle birlikte hatalı bazı uygulama ve kararlarının gözden geçirilmesine katkı sağlayan biri için, tek olsa bile, yeterince rahatsız edici bir laf bu. Mayolu ya da değil, kimse tecavüzü hak etmez ama öyle çok örnek var ki... Gelmek, görmek, uğraşmak, emek ister ve ahkâm kesmek kolay.

Konunun çocuk gelinlerle de alakası var. 15 yaşındaki bir kız çocuğunu, kadınsı bir duruşla teşhir edersen, bir sürü kafada evlilik yaş sınırını aşağıya çektiğinin farkına varamazsın. Hepsini geçtim, bir sürü 15 yaşındaki kız çocuğu için, Talu kadar güzel olma çabası ya da değilse de üzüntüsü, başlı başına bir cendere haline gelmedi mi?

“Eleştirdiğin fotoğrafı niye sen bastın?” diyenlere de bir notum var, blurlama tekniği uyguladık biz o kareye. Ama kafanızda öyle bir yer etmiş ki, onu bile anlayamamışsınız... 

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Basın Konseyi, 15 yaşındaki bir kız çocuğunun kadınsı fotoğraflarının sayfalara taşınmasına karşın bir şey söylemeyi düşünür mü acaba?

ÇALIŞAN ANNELER VE WHATSAPP GRUPLARI

Çalışan anneler, ‘Acaba çocuğuma dair eksik bıraktıklarım mı var?’ duygusuyla yaşıyorlar çoğu zaman.

Bu duygunun gelişmesinde hemen her okul ve sınıfta kurulu bulunan ‘Anneler WhatsApp Grubu’ etkisi de var.

Tanıdığım bir sürü çalışan anne, o gruplarda yazılıp çizilenlere bakarak, kötü hissediyor.

Ancak mesele, çalışmak ya da tam gün annelik yapmakla alakalı değil kesinlikle.

Pazartesi günü, bir okul açılışında, oldukça ilginç bir konuşmaya şahit oldum.

Bir anne, diğerine, “Cumartesi akşam uçağıyla Bodrum’dan döndük. Pazar günü kıyafetiydi, defteriydi tüm gün koşuşturmakla geçti, dilim damağıma yapıştı” diye dert yanıyordu.

Dinleyen anne son derece kibardı, “Keşke bir gün önce dönseydin o zaman” demedi.

“İyi bir anne miyim?” sorusunun cevabı çalışmak ya da çalışmamakla alakalı değil yani...

NİHAT DOĞAN VAKASI

Nihat Doğan, sempati duyduğum ya da yaptıkları ilgimi çeken        biri değil.

Özgecan davası sırasında paylaştığı sosyal medya mesajını eleştirmenin dışında da yaptıklarıyla pek ilgilenmedim bugüne kadar.

Kanal D Haber, pazartesi günü Nihat Doğan’ın, 11 ve 16 yaşında, iki kız çocuğunu alıkoyduğu iddiasıyla gözaltına alındığını duyurdu.

Böyle bir şikayet var mı? Var. Doğan’ın ifadesi alınmış mı? Alınmış, sonra serbest bırakılmış. Avukatı da, “Suçlama yok” demiyor, sadece asılsız diye anlatıyor durumu.

Haberin duyulmasının ardından, sosyal medyada yazılanları takip ettim bir süre.

Özgecan vakasında Doğan’ın yaptığı haksızlığa, saçma mini etek genellemesine, kızıp da aynısını yapmak garip bir çelişki. Adamı sevmemek ayrı şey, sevmediğin için “Mutlaka bu suçu işlemiştir” diye yorum yapmak başka şey.

Eğer böyle bir suç işlendiyse, ne polis, ne de yargı, Doğan ünlü diye dosyanın üzerini kapatmaz.

Hatta konu medyanın gündemine geleceği için iki kere dikkatli davranır.

Adalet, sadece sevdiklerimiz için değil, sevmediklerimiz için de geçerli olması gereken bir duygu.

SİZ DEMET AKALIN’IN YERİNDE OLSANIZ?

Eşinin işleri bozulduğu için evine haciz gelen tek kadın Demet Akalın değil. Ancak en çok o haber oluyor, zira çok çalıştığı ve birikimlerini kullanarak yuvayı yapan dişi kuş olduğu biliniyor.

Peki böyle bir durumda nasıl durmalı insan?

Ya da onun yerinde olsanız ne yaparsınız? Size ait olmayan ve ödenmesi çok güç olan bir borcun altına girer, bugüne kadar kazandığınız ve hatta gelecekte de kazanacağınız, çocuğunuzun geleceğini dahi etkileyebilecek bir süreçte yolunuza devam mı edersiniz?

Yoksa “Borcun benimle alakası yok, ceremesini de ben çekemem!” diye eşinizi, çocuğunuzun babasını kapıya mı koyarsınız?

Dün boşanma davası vardı bu çiftin.

Nereden bakarsanız bakın, bu aralar en zor şey Demet Akalın olmak...



Kaynak: http://m.milliyet.com.tr/amp/kadin-olmak-yetmez-bilmek-de-lazim/cadde/ydetay/2740488/default.htm?__twitter_impression=true

HABERLER&DUYURULAR

PAYLAŞILAN DOSYALAR

ÜYESİ OLDUĞUMUZ PLATFORM

DESTEK İÇİN