Merve Tula davasında ikinci kadın mağdur: Merve Tula'nın eşi beni de günlerce alıkoydu, şiddet uyguladı

 Edebiyat öğretmeni Merve Tula'nın kendisini alıkoyarak tecavüz etmek ve sistematik darp ile suçladığı eşi Ercüment Tula hakkında açılan dava dosyasına, benzer şeylere maruz kaldığını öne süren ikinci bir mağdurun ismi de girdi.

Tula, boşanma aşamasında olduğu 10 aylık eşi Ercüment Tula tarafından kaçırılıp günlerce tecavüze uğradığı ve fiziksel şiddete maruz kaldığı iddiasıyla 13 Şubat 2018'de polise başvurmuştu.

Savcılık soruşturma sonunda Ercüment Tula hakkında dava açtı.

Davanın 28 Şubat'taki duruşmasında Merve Tula'nın avukatı Ezgi Koç, kendilerine ulaşan ve Ercüment Tula tarafından alıkonulduğunu söyleyen kadının ismini mahkeme heyetine sundu ve sanık Ercüment Tula'ya tanıyıp tanımadığını sordu.

Ercüment Tula bu kişiyi tanıdığını teyit etti ancak avukatları bu kişinin davayla ilgisi olmadığını öne sürerek itiraz etti.

Mağdur olduğunu söyleyen ikinci kişinin gazete haberleri üzerine Ercüment Tula davasından haberdar olduğu ve sosyal medya hesabından Merve Tula ile temas kurduğu öğrenildi.

BBC Türkçe, güvenliği nedeniyle gerçek adını yayımlamadığımız ve haberde 'Nadya' ismiyle aktardığımız 29 yaşındaki yabancı uyruklu kadına ulaştı.

'Telefonumu elimden aldı, 4 gün boyunca dayak yedim'

Nadya, 2018'in Mart ayında Ercüment Tula tarafından telefonu ve pasaportu elinden alınarak bir evde alıkonulduğunu, günlerce dayak yediğini ve defalarca kaçmayı denediğini söylüyor.

Ercüment Tula ile tanışmaları ve sonrasında yaşananları şöyle anlatıyor:

"Etiler'de bir mekanda tanıştık. Tam o günlerde Türkiye'den çıkış yapmam gerekiyordu çünkü ülkede kalma sürem dolmuştu. Yoksa Türkiye pasaportuma ceza koyacaktı, uzun süre yeniden Türkiye'ye giriş yapamayacaktım."

"Beni 'Sana Türkiye'de oturum izni alacağız, sınırdan geçip geri Türkiye'ye gireceğiz' diyerek kandırdı. 'Yunanistan Türkiye'den vize istemiyor' dediği için sınıra kadar gittik ama meğer vize lazımmış. Sonra Bulgaristan sınırına gittik, orada da 'Pasaportumu evde unutmuşum' diyerek kandırdı. 'Ama benim ülkeden çıkmam lazım sürem doluyor' dediğimde ise 'Yarın gideriz' dedi."

Nadya, sonraki günlerde Ercüment Tula tarafından alıkonulduğunu ve bu nedenle ülkeden çıkamadığını söylüyor.

Tula'nın yalnız yaşadığını söylediği evde geçirdikleri birkaç günün ardından bazı anormal davranışlarını farketmeye başladığını ve hemen arkasından şiddet gördüğünü iddia ediyor:

"Bir gün o evden çıktıktan sonra ben de dışarıda arkadaşımla buluşmaya gittim. Eve döndüğümde, 'Sen neredeydin' diyerek bağırdı, saçlarımdan tutup yatak odasına sürükledi. Dövmeye başladı, burnum şişti, dişim kırıldı. Odanın her yeri kan olmuştu. Ertesi sabah yine dövdü."

"Telefonumu elimden aldı, dört gün boyunca dövüldüm evde. Bana diyor ki, 'Tamam, gidebilirsin'. Ama kapıya yaklaştığım anda beni saçlarımdan tutup geri sürüklüyor, yine dövüyor. Sonra biraz zaman geçiyor, ağlıyor, ayaklarıma kapanıyor. 'Beni affet, ben sana aşık oldum' diyor."

"Dördündü gün oldu, bana yine 'Gidebilirsin' dedi. Ben bu kez yanıma sadece pasaportumu aldım yanıma, tam çıkacakken yine geldi ve pasaportumu elimden aldı. Yine saçlarımdan yerde sürüklemeye başladı. Elinden kurtulup balkona doğru kaçtım, tam aşağı atlayacaktım ki beni tuttu. Sonra onun üstüne düştüm, ayağımla vurdum, parmağı kırıldı."

'Ercüment'in ablası, kaçmama yardım etti"

Genç kadın, bundan sonra Ercüment Tula'nın ayağı için hastaneye, kendisi için de dişçiye gittiklerini, o sırada yeniden kaçmayı denediğini ancak başaramadığını anlatıyor:

"Diş doktorunun yanına çıktıktan sonra kaçtım. Ama o kırık parmağı ile peşimden koşarak beni sokakta yakaladı. Sokağın ortasında beni dövdü ve döverken etraftakilerin hiçbiri bana yardım etmedi."

"Sonra ablasının evine gittik. Dayanamadım, banyoya girip ağladım. Daha sonra ablası yanıma geldi, 'Sana ne oldu, bana doğru söyle' dedi. Ben de, 'Abla nolur Ercüment'e söyleme, beni dövüyor' dedim. Hiç şaşırmadı, 'Onun psikolojisi bozuk, gel mutfakta yalnız konuşalım' dedi."

"Mutfağa geçtik, biraz sonra Ercüment de yanımıza geldi. Ablasına, 'Sana ne anlatıyor' diye sordu. O da, 'Kız kıza konuşuyoruz işte, sen çık' diyerek gönderdi. Ben de o andan itibaren Ercüment'e bilerek iyi davranmaya başladım, çünkü baktım ki burada da beni dövecek. Korkuyordum ondan artık."

Nadya, Ercüment Tula'dan birkaç kez kaçmaya çalıştığını ancak başarısız olduğunu; en sonunda tıpkı Merve Tula'nın beyanlarında olduğu gibi, Ercüment Tula'nın ablasının yardımıyla kaçabildiğini iddia ediyor:

"Allahtan o gün ablasının kızı okulda ayak bileğini burkmuş, çocuk eve geldiğinde Ercüment ve ablasının kızı hastaneye götürmesi gerekti. Evden çıkarlarken ablası bana 100 TL verdi, 'Al bu parayı, eşyalarından vazgeç, önemli olan senin hayatın' dedi."

"Onlar hastaneye gittiklerinde, bana verdiği parayla kaçıp otogara gitmemi söyledi. Yine kaçacağım Ercüment'in aklına gelmedi çünkü dövmesin diye bu kez huyuna gitmiştim. 'Artık kaçmayacağım, seni sinirlendirmeyeceğim' diyerek yalandan yemin etmiştim."

"Bu şekilde kaçıp otogarda otobüsümü beklerken, arkamı bir döndüm ki yine sakat bacağıyla otogara gelmiş, deli gibi beni arıyor. Bir taksiye binip oradan da kaçtım, başka bir otogara gidip şu an yaşadığım şehre geldim."

Genç kadın bu olayın, geçen sene Mart ayında gerçekleştiğini söylüyor. Ercüment Tula'nın yaşadığı şehri bilmediğini, bir daha onunla hiç iletişime geçmediğini söylüyor.

Son kaçış denemesinden önce neredeyse ümidini kaybettiğini, çünkü ülkeden çıkması gereken günü kaçırdığı için Tula tarafından korkutulduğunu savunuyor:

"Türkiye'den çıkma günüm geçtikten sonra beni polisle de korkutmaya başlamıştı. 'Polis seni her yerde yakalayacak, ülkeden bir gün bile geç çıksan seni yakalarlar, burası Türkiye' diyordu. Artık ona mecburdum."

"O şunu istedi: Ben ülkeden çıkmayayım, oturma iznim de olmasın ve onunla yaşamak mecburiyetinde kalayım."

Merve Tula ve avukatı Ezgi Koç ise, Ercüment Tula tutuksuz yargılanmaya devam ettikçe Merve ve Nadya gibi başka kadınların da zarar görme ve alıkonulma riskinin olduğunu savunuyor.

Merve Tula Nadya için, 'kader ortağım' diyor.

Nadya ise, "Merve'nin yaşadıklarını haberlerden öğrendim, sonra baktım ki aynı kişi tarafından aynı şeylere maruz kalmışız. Onu benden başka kim anlayabilir?" diye soruyor.

Ercüment Tula'nın avukatı: Merve Tula, iddialarını kanıtlayamıyor

BBC Türkçe'nin telefonla ulaştığı Ercüment Tula'nın avukatı, haberde isminin yer almasını istemedi.

Avukat, Nadya ile ilgili iddialardan mahkemede haberleri olduğunu ancak bu iddiaların süren davala ilgili hiçbir ilgisi olmadığını savunuyor:

"Bu dosyanın tamamı gibi, o kadınla ilgili öne sürülenler de kurgusal. Süren davayla ilgili hiçbir ilgisi yok. Ben de size burada üç-beş dayanaksız iddia sıralayabilirim, haşa bende Allah korkusu olmasa."

"Merve Tula hanım bize göre, tamamen dayanaklardan yoksun, ispat yükünü kaldıramadığı iddialarla ortaya çıktı. Süren davayla ilgili tüm iddialarını çürüttüğümüz için de yeni bir manipülasyon olarak bu kadını ortaya çıkardılar. Şu anda bir telaşla oraya buraya saldırıp duruyorlar. Ellerinde en ufak elle tutulur bir belge olsaydı, bu kadın ortaya çıkmayacaktı."

MERVE TULATelif hakkıMERVE TULA
Image captionMerve Tula

Avukat Nadya'nın bizzat kendisinin ya da avukatının şikayetçi olması gerektiğini, ancak o durumda iddiaların hukuken değerlendirilebilir olabileceğini söylüyor.

28 Şubat günü görülen duruşmada, Merve Tula'nın 'bazı iddialarını çürüten belgeleri' mahkemeye sunduklarını söyleyen avukat, Nadya'yı da 'bugüne kadar ispat edilemeyen iddialardan biri' olarak değerlendiriyor:

"İlk olarak, 12 Şubat'ı 13'e bağlayan gece, kendi evinde eşi tarafından cinsel saldırıya uğradığını söyledi. Daha sonra biz de o tarihe ait HTS kayıtlarını talep ettik, o gün telefonlarının nerede sinyal verdiğini tespit ettik. O gün evlerinde değil müvekkilin ablasında oldukları ortaya çıkınca, olayın gününü bir gün önceye aldı."

"Diğer yandan, 12 Şubat günü fiili livata eylemine maruz kaldığı ve dayak yediği iddiasıyla karakola gidiyo ama 13 Şubat'ta Bağcılar karakolundaki ifadesinde, kocasından şiddet gördüğünü söylüyor ama fiili livatadan bahsetmiyor. Ancak 14 Şubat günü Başakşehir karakolundaki verdiği ifadesinde cinsel saldırıya uğradığını söylüyor. Peki ilk gittiği gün neden söylemiyorsunuz?"

Merve Tula davasında neler olmuştu?

Edebiyat öğretmeni Merve Tula, boşanma aşamasında olduğu 10 aylık eşi Ercüment Tula tarafından kaçırılıp günlerce tecavüze uğradığı ve fiziksel şiddete maruz kaldığı iddiasıyla 13 Şubat 2018'de polise başvurdu.

1 Şubat günü BBC Türkçe'ye konuşan ve "Hem muayyen günümde hem de ters ilişki şeklinde eşim tarafından tecavüze uğradım" diyen Merve Tula, dışkılama refleksleri zarar gördüğü için öğretmenlik yapamadığını söylemişti.

Tula ve avukatı Ezgi Koç, davanın Türkiye'de eşe karşı işlenen suçlarla ilgili emsal olmasını istediklerini belirtmişti.

Tula'nın şikayetçi olduğu eşi Ercüment Tula kasten yaralama suçundan 6 ay hapis cezası alırken; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın da müdahil olduğu cinsel saldırı davası hala devam ediyor.

28 Şubat günü Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmanın ardından, sanık Ercüment Tula'nın tutuksuz yargılandığı dava 13 Haziran'a ertelendi.

Mahkeme, Tula'nın anal bölgesinde doku kayıpları ve yaralanmalar olduğuna ilişkin tespitlerin yer aldığı adli tıp raporuyla ilgili olarak, 'bu bulguların livata eylemi dışında, farklı sebeplerle de husule gelmesinin tıbben mümkün olup olmadığı' konusunda da rapor istedi.

 

Kaynak: https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-47440151?fbclid=IwAR08pIFVSfoFSF-9ggmW1wo_hS7-IM5DyF0jHIWF3FnM6JD48DJpEJCaiUk

HABERLER&DUYURULAR

PAYLAŞILAN DOSYALAR

ÜYESİ OLDUĞUMUZ PLATFORM

DESTEK İÇİN