Kadın Cinayetlerinin ‘şüpheli’ Yüzü

17 Mart 2023

Kadın Cinayetlerinin ‘şüpheli’ Yüzü

Geçtiğimiz aralıkta İstanbul Esenyurt’ta Meral Ç., ocak ayında Bakırköy’de Nazan A., geçtiğimiz hafta da Bursa’da kocası ile tartışan Ayşe K. balkondan düşerek hayatını kaybetti. Sadece 2022’de 334 kadın cinayeti işlenirken, 245 kadın da ‘şüpheli’ şekilde; balkondan düşme, suda boğulma, fare zehiri içme, ateşli silahla intihar gibi nedenlerle öldü. Ez cümle kadın cinayetleri kadar özellikle de yüksekten düşme gibi ispatlanması zor ‘şüpheli’ ölümler de artıyor. Ama bu gerçeğe rağmen özellikle de sosyal medyada bu şüpheli ölümleri gündeme taşıyan bir dizinin yasaklanması gerektiği konuşuluyor. Neden? Şüpheli kadın ölümlerinin arkasında ne var? ‘Aydınlatılamaz’ mı sanılıyor? İşte yanıtı.

İNTİHAR DEMEDEN ÖNCE AYRINTILI RAPOR ŞART

5 yıl önce Ankara’da bir plazanın 20’nci katından düşerek hayatını kaybeden Şule Çet’in intihar ettiği öne sürülmüş, ancak Adli Tıp uzmanlarının hassasiyetli çalışması ile Çet’in öldürüldüğü gerçeği ortaya çıkmıştı. Şule Çet’i Duygu Delen, Esin Güneş, Şeyda Yılmaz, Şebnem Köker ve niceleri takip etti.

BİR AYDA 4 KADIN

Öyle ki Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun rakamlarına göre:

- 2021’de 348, 2022’de ise 334 kadın cinayeti işlendi.

- 2023’ün sadece ocak ayında 19 ilden 36 kadın katledildi.

- 2021’de 24, 2022’de 28 ve 2023’ün ocak ayında 4 kadın yüksekten düşerek, 7 kadın da suda boğulma, fare zehiri içme, ateşli silahla ‘intihar’ gibi ‘şüpheli’ şekillerde hayatını kaybetti.

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü’yü aradım. Toplumsal cinsiyet eşitliğine desteği ve kadınların yönetim, işgücü ve eğitimdeki rolünü artırma mücadelesinden dolayı Türkiye’yi temsilen 2021’de aldığı Cesur Kadınlar Ödülü’nü teslim almak üzere Beyaz Saray’daki tören için Washington’daydı. Kırmadı, sorularımı cevapladı. Şöyle diyor: “Kadın cinayetlerinin arkasında yatan yegâne etken, cezasızlık kültürü. Pınar Gültekin duruşmasında hâkim, fail Cemal Metin Avcı’ya haksız tahrik ve indirimleri uygulamadı; ‘Canavarca hisle eziyet çektirerek öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet verdi. ‘İndirimsiz’ bu cezalar arttıkça işlenen cinayetin de uygulanan şiddetin de kimsenin yanına kalmayacağı o kafalara iyice yerleşecek.”

GÖRGÜ TANIKLARI ÖNEMLİ

Bugün hâlâ birçok kadın cinayetinin namus ve ahlak kavramı ile örtülmeye çalışıldığına vurgu yapan Güllü, şöyle devam ediyor: “Yüksekten düşme, fare zehiri ya da bir avuç hap içirme veyahut tüfeği eline tutuşturup intihar etmeye zorlama gibi... Öyle çok ‘şüpheli’ ölüm var ki... Dolayısıyla düşme öncesi bedende tahribat / darp olup olmadığı, bunun şiddet nedeniyle meydana gelip gelmediğinin belirlenmesi için detaylı otopsi şart. Yanı sıra görgü tanıklarının da detaylı ifadelerine başvurulmalı. Bu araştırmalar yapılmadan hiçbir dosya kapatılmamalı. Konya’da başımıza şöyle bir durum gelmişti: Bir kişi hakkında “Banyoda ayağı kaydı, düştü ve yaralandı” denildi. Biz de “Ailesinin ifadesini alın” ricasında bulunduk. Çocukları, “Annem, kavga ederken banyoya kaçtı” dedi. Yani çevresel faktörleri göz ardı etmeden, her kim varsa görgü tanığı, tek tek sorulmalı, eski bir şikâyet var mı araştırılmalı ve bu bilgiler de mutlaka Adli Tıp raporları ile göz önün-
de bulundurulmalı.”

‘ŞÜPHELİ’ ÖLÜMLER NEDENSE HEP ERKEK YANINDA OLUYOR

Verdikleri raporla Şule Çet davasının seyrini değiştiren profesörlerden, Adli Tıp uzmanı Halis Dokgöz, yüksekten düşme vakalarının neredeyse çoğunda, kadınların yanında erkekler olduğu ya da olayın erkeklerin evinde vuku bulduğuna dikkat çekiyor: “İntihar mı, cinayet mi, kaza mı ayrımında bir sıkıntı olduğunda, kesin yorum yapılamadığında ‘Şüpheden sanık yararlanır’ ilkesi geçerlidir. Dolayısıyla zanlıların, ki çoğu bu ilkeyi biliyor, yüksekten düşme - düşürülmeyi bir yöntem olarak kullanması olası. Zira kadınların bu kadar çok kazaya kurban gitmesi pek olası gelmiyor bana. Ancak şu da bir gerçek ki ayrıntılı analiz ve yorumlamalar davaların seyrini değiştirebilir. Dolayısıyla bize düşen, genel rapor yazmak yerine detaylı otopsi ve olay yeri incelemeye ağırlık verilmesidir. Zanlı, ‘Mahkeme çözemez’ gibi bir düşünce içinde olabilir ama bu büyük bir yanılgıdır! Er ya da geç çözülür. Burada hassas olmak gereken iki kriter var; raporlar doğru yazılıp yorumlanmalı ve dosya alelacele kapatılmamalı.”

‘BALKONDAN DÜŞTÜĞÜMÜ SÖYLERLERSE İNANMA’

Avukat Selin Nakıpoğlu, kadına yönelik erkek şiddetinin artmasının sebeplerinden birinin de topluma düzenli olarak verilen ataerkinin yüceltilmesi ve güçlü, sert erkek propagandası içeren film ve dizi senaryoları olduğuna vurgu yapıyor ve diyor ki: “Oysa bilinçaltına yerleştirilen bu mesajların zararı çok derin.” Şöyle devam ediyor: “Verilen bu mesajlarda hunhar bir ayrımcılık, zorbalık, ataerki var. Ve dahası, bu zorbalığı meşru kılmak için iradi olarak ‘yakışıklı’ erkekler ve ‘güzel’ kadınlardan oluşturulan bir kadro. Sonuç? Son yıllarda şüpheli kadın ölümlerinin sayısının arttığı bir gerçek, ki istatistiklere bile giremeyen bu erkek şiddetini yargı tarafından verilen takipsizlik kararları da pekiştirmekte. Şüpheli kadın ölümlerinin illa pek çok sebebi var ama bana kalırsa bir sebebi de soruşturma aşamasının etkin bir şekilde işletilmemesinden kaynaklanıyor. Erkeklerin türlü bahaneler ile olayı ‘meşrulaştırabilecekleri’ veya olaydan ‘sıyrılabilecekleri’ düşüncesi, “Olayı şüpheli hale getirirsem daha rahat başarabilirim” düşüncesine dönüşmüş durumda. 8 Mart feminist gece yürüyüşünde gördüğüm bir pankart çok net anlatıyor durumu aslında: “Balkondan düştüğümü söylerlerse inanma, ben yaşamı seviyorum.”

Kaynak: Hürriyet

Tamamını okumak için tıklayınız

Diğer Bizden Haberler

11 Aralık 2020

Pakistan mahkemesi, bekaret testinin Anayasa'ya aykırı olduğuna karar verdi

Pencap eyaletinin başkenti Lahor'da Yüksek Mahkeme cinsel saldırı mağdurlarına yapılan bekaret testlerinin 'yasadışı ve Anayasa'ya aykırı' olduğuna karar verdi.

Detay
17 Aralık 2020

Halkın susması isteniyor

AKP’nin torba yasaya koyduğu teklifin geri çekilmesini isteyen avukat Sedat Durna, anayasal haklara dikkat çekti. Canan Güllü ihbarla derneklere kayyım atanabileceğini belirtti. Hilal Esmer, Yoksulluk, şiddet konuşulmasın isteniyor dedi.

Detay
02 Kasım 2012

Kadınlardan STÖ tasarısına tepki: İstediklerini yapamayacaklar

Dernek ve vakıflara kayyım atamasını kolaylaştıran kanun teklifini “örgütlenme ve ifade özgürlüğüne saldırı” olarak değerlendiren kadınlar, “Bu yasayla yapmak istediklerini yapamayacaklar çünkü kadınlar artık susmuyorlar, susmayacaklar” dedi.

Detay